OSMAN GAZI (1281 – 1326) Babasi : Ertugrul Gazi Annesi : Hayme Hatun Dogumu : Sögüt, 1258 Ölümü : Bursa, 1326 Saltanati : 1281 - 1326 Devlet Sinirlari : 16.000 km2 HAYATI Osmanli Devleti'nin kurucusu olan Osman Gazi 1258'de Sögüt'te dogdu. Babasi Ertugrul Gazi, annesi Hayme Hatun'dur. Osman Gazi uzun boylu, yuvarlak yüzlü, esmer tenli, ela gözlü ve kalin kasliydi. Omuzlari arasi oldukça genis, vücudunun belden yukari kismi asagi kismina oranla daha uzundu. Basina kirmizi çuhadan yapilmis Çagatay tarzinda Horasan taci giyerdi. Iç ve dis elbiseleri genis yenliydi. Osman Gazi degerli bir devlet adamiydi. Dürüst, tedbirli, cesur, cömert ve adaletliydi. Fakirlere yedirip, giydirmeyi çok severdi. Üzerindeki elbiseye kim biraz dikkatlice baksa, hemen çikartip ona hediye ederdi. Her ikindi vakti kendi evinde kim varsa onlara ziyafet verirdi. Osman Gazi, 1281 yilinda Sögüt'te Kayi Boyu'nun yönetimine geçtiginde henüz 23 yasindaydi. Ata binmekte, kiliç kullanmakta ve savasmakta çok ustaydi. Asiretin ileri gelenlerinden Ömer Bey'in kizi Mal Hatun ile evlendi ve bu evlilikten ilerde Osmanli Devleti'nin basina geçecek olan oglu Orhan Gazi dogdu. Osman Gazi, Ahi Seyhlerinden Edebali'nin görüslerine deger verir ve ona saygi duyardi. gül sik Seyh Edebali'nin Eskisehir Sultanönü'ndeki Dergahina gider ve misafir kalirdi. Osman Gazi bir gece Seyh Edebali'nin dergahinda misafirken, bir rüya gördü. Sabah olunca hemen Seyh Edebali'ye kosup, ona söyle dedi: "Seyhim, rüyama girdiniz. Gögsünüzden bir ay çikti. Yükseldi, yükseldi, sonra benim koynuma girdi. Göbegimden bir agaç büyümeye basladi. Büyüdü, yesillendi. Dal, budak saldi. Dallarinin gölgesi bütün dünyayi tuttu. Rüyam ne manaya gelir Seyh, bir süre sustuktan sonra ona söyle dedi: "Müjdeler olsun ey Osman! Hak Teala, sana ve senin evladina saltanat verdi. Bütün dünya, evladinin himayesinde olacak, kizimda sana es olacak." Bu olaydan sonra Seyh, kizi Bala Hatun'u Osman Bey'e verdi. Bu evlilikten de Alaeddin dogdu. Anadolu'da kurulup, 600 yillik bir tarih diliminde ve üç kitada hüküm süren Osmanli Devleti'nin kurucusu Osman Gazi, 1326'da Bursa'da Nikris hastaligindan öldü. Vefat ettiginde geriye biraktigi mal varligi sunlardi: Bir at zirhi, bir çift çizme, birkaç tane sancak, bir kiliç, bir mizrak, bir tirkes, birkaç at, üç sürü koyun, tuzluk ve kasiklik. Erkek çocuklari: Pazarli Bey, Çoban Bey, Hamid Bey, Orhan Bey, Alaeddin Ali Bey, Melik Bey, Savci Bey Kiz çocuklari: Fatma Hatun KURULUS Osman Gazi, siyasi ve askeri faaliyetlerine Bizans topraklari üzerinde basladi. 1281 yilinda Kayi Boyu'nun Beyi oldugunda, ilk is olarak birçok Türkmen boyunu etrafinda topladi. Osmanli tarihinin ilk savasi, Bursa'nin Inegöl kazasina 10 km uzaklikta bulunan Hamzabey köyünde gerçeklesen Ermeni-Beli savasidir (1284). Bu savasta Osman Gazi'nin yegeni Baykoca sehit düstü. Osmanli tarihindeki ilk kale fethi olan Kulaca Hisar'in fethi ise 1285 yilinda gerçeklesti. Bu siralarda Selçuklu Sultani Üçüncü Alaüddin Keykubad, Eskisehir ve Inönü taraflarini Osman Gazi'ye verdi. Osman Gazi 1291 yilinda Inegöl Tekfuru ile savasip Karacahisar'i aldi. Sakarya taraflarina akinlar düzenledi. Amcasi Dündar Bey Bizans Tekfurlari ile iliski kurdugu için 1298 yilinda öldürüldü. Osman Gazi'nin yogun siyasi ve sosyal faaliyetlerinin devam ettigi bu yillarda, Ilhanlilar Anadolu Selçuklu Sultani Üçüncü Alaüddin Keykubat'i sürgüne göndermisler ve Selçuklu Devleti tahtsiz kalmisti. Osmanli baskentinin Bilecik'e tasindigi, Selçuklu tahtinin bos kaldigi 1299 yilinda Osmanli Devleti'nin kuruldugu kabul edilmektedir. (Bazi kaynaklarda Osmanli Devleti'nin kurulus tarihi 27 Temmuz 1301 olarak geçmektedir. Bu tarihte Osmanli kuvvetleri Bizans ordusunu Bafeus Savasi'nda yenilgiye ugratmis ve bagimsizligini kazanmistir). 1300'de fethedilen Yenisehir kalesi, bir yil sonra Osmanli Devleti'nin baskenti yapilacaktir. Osman Gazi, eski Türk geleneklerine bagli kalarak, elde edilmis olan yerleri kardesine, ogluna ve silah arkadaslarina dirlik olarak bölüstürdü. Kardesi Gündüz Bey'e Eskisehir'i, oglu Orhan Gazi'ye Karacahisar'i, Hasan Alp'e Yarhisar'i, Turgut Alp'e Inegöl bölgesini verdi. Buralar Osmanli'nin uç bölgeleriydi. Böylece sinirlarin genisletilmesi düsünüldü. Osman Gazi'in silah arkadaslarindan Abdurrahman Gazi, Akçakoca, Samsa Çavus, Konuralp, Aykutalp gibi komutanlarin yeni yerlerin fethedilmesinde çok büyük hizmetleri oldu. 1302'de Bizans Imparatorlugu Ordusu'na karsi Koyunhisar'da yapilan savastan Osmanlilar galip çikti. 1303'de Iznik kusatildi, Marmaracik kalesi fethedildi. Osmanlilarin irili ufakli fetihleri devam ediyordu. 1306'da yapilan Dinboz Savasi sonunda Kestel, Kete ve Ulubad kaleleri fethedildi ve Osmanli Tarihi'nin ilk askeri antlasmasi imzalandi. 1308 yilinda ise Karahisar fethedilip, bölgenin önemli ticari ve sosyal merkezlerinden olan Iznik sikistirilmaya baslandi. Osman Gazi'nin siyasi dehasini gösteren önemli bir olay da, Bizans'in ticari yollarina hakim olarak, Bizans'i zor durumda birakmasiydi. Zaman zaman Bizans halkindan ve tekfurlarindan müslüman olanlar vardi. Harmankaya tekfuru Köse Mihal de bunlardan biriydi. Müslüman olup, kalesiyle Osmanlilara katildi. Lefke, Mekece ve Akhisar dolaylari onun gayretleriyle ele geçirildi. Osman Gazi padisahligi döneminde Bursa'yi da kusatti (1315), Karatekin, Ebesuyu, Tuzpazari, Kapucuk ve Keresteci kalelerini fethettip, Akçakoca ve Kocaeli diyarini Osmanli topraklarina katti (1317). Osman Gazi yaslanip hastalandigi için 1320 yilindan sonraki faaliyetlere katilmadi. Yerine vekil olarak biraktigi oglu Orhan Gazi; 1321'de Mudanya ve Gemlik, 1323'de Akyazi ve Ayanköy, 1324'de Karamürsel ve Karacabey, 1325'de de Orhaneli'yi Osmanli topraklarina dahil etti. Osman Gazi babasi Ertugrul Gazi'den 4800 km.kare olarak devraldigi topraklari ogluna 16000 km.kare olarak devretti. Osman Gazi fetihlerle mesgul olmaya devam ettigi siralarda, fethedilen yerlerin idareleri ve Islamlastirilmalari için gerekli teskilatlari da kuruyordu. Osman Gazi ihtiyaçlara göre kanun mahiyetinde birtakim emirler veriyor, bu konuda Selçuklu kanunlarindan da yararlaniyordu. Ilk vergi Osman Gazi zamaninda alindi. Pazara getirilen, toptan kabul edilen "yük" cinsinden mallar "Bac" denilen vergiye tabi tutulmustu. Köylünün satmaya getirdigi bir iki tavuk, uç bes kilo yag gibi mallardan Bac alinmazdi. Selçuklular zamaninda geçerli olan timar usulü Osman Gazi zamanindan itibaren sürdürüldü. Kendisine Timar verilen sipahi, bulundugu köyün vergisini toplar, buna mukabil de savas zamani ati, zirhi ve yardimcisi ile birlikte sefere giderdi. VASIYETI OSMAN GAZI'NIN, OGLU ORHAN GAZI'YE VASIYETI Ey ogul! Her isten önce din islerine dikkat et. Zira farizaya (farzlara) dikkat, din ve devletin güçlenmesine sebeptir. Din islerini; dikkatli olmayan, itikadi bozuk ve dogru yoldan ayrilmaya yönelen, büyük günahlardan kaçinmayan, helala-harama dikkat etmeyen sefihlere ve ayrica tecrübesiz kisilere birakma, devlet idaresinde bu gibi kisilere is verme!.. Zira yaratandan korkmayan, yaratilandan hiç korkmaz. Büyük günah isleyen ve bunu devam ettiren kimsede sadakat olmaz. Böyle kisilerin sadakati olsa ümmeti oldugu Peygamber-i Zisan'in sadik tebligati üzere hareket eder de ser'i serifin disina çikmazdi. Zulümden, bid'atten sakin. Zulme ve bid'ate tesvik edenleri devletinden uzaklastir. Çünkü böyleleri seni zevale ugratmis olurlar. Daima cihad ile devletini genisletmeye çalis. Çünkü uzun zaman sefer olunmazsa askerin secaatine; reislerin ve kumandanlarin bilgi, tedbir ve malumatina agirlik ve noksanlik gelir. Böyle sefer islerini bilenler ölür gider de yerine tecrübesiz kimseler gelir, bu yüzden de bir çok hatalar meydana gelir ki, bundan da devlet büyük zararlar görür. Beytü'l-mali koru! Devletin servetini çogaltmaya çalis!.. Ser'i serifin ölçüsüne göre sana ait olana kanaatle, ihtiyaçlarindan ve gerekli olanlardan baska lüzumsuz yere telef etme, israftan kaçin. Askerinle, malinla gururlanma. Zira onlar Allah yolunda cihad için milletin islerinin yerli yerinde görülmesi ve cihana adalet ve fazileti yayman için vasitadirlar. Sadakatle Allah rizasi için çalisan devlet erkanini koru!.. Vefatlarindan sonra böyle kimselerin çoluk-çocuguna bak, ihtiyaçlarini karsila.!..Halkindan hiç kimsenin malina tecavüz etme!.. Hak edenlere yardim ile iltifat elini uzat, böylelerinin yakinlarini sikintidan kurtar. Askeri erkani iyi koru!.. Alimler, fazillar, sanatkarlar, edipler; devletin bedeninin gücüdür. Bunlara iltifat ve ikramda bulun. Bir kemal sahibi isitince onunla yakinlik kur, dirlikler ver ve ihsan eyle!.. Hükümetinde ulema, fazil kimseler, erbab-i maarif çogalsin, siyaset ve din isleri nizam bulsun!.. Benden ibret al ki, bu diyarlara zayif bir bey olarak gelip haketmedigim halde bunca inayet-i celile-i Rabbaniye'ye mazhar oldum. Sen de benim yolumdan git ve bu Din-i Muhammedi'yi ve ashabini, baska sana tabi olanlari koru. Allah'in (c.c.) hakkini ve kullarin hukukunu gözet!.. Ve senden sonrakilere böyle nasihat etmekten geri durma. Ve adalet ve insafa riayet ile zulmü kaldirmaya devam ile her bir ise tesebbüs de Allah'in yardimina güven. Halkini düsman istilasindan ve zulme ugratilmaktan koru!.. Haksiz yere hiç bir ferde layik olmayan muamelede bulunma!.. Halki taltif et, hepsinin rizasini kazan".
Varlığımda acı çekmektense, Yokluğumda mutlu ol…. Çünkü; mutluluklar en çok sana yakışıyor sevgili… “Topla cümlelerini dudaklarımdan… Her şey bitti artık… Maviler kadar özgürsün artık… Dilediğince uçabilirsin…. Yolların hep Cennete çıksın sevgili….” Bensiz hayatında mutluluklar dilerim… Hoşcakal hüznüm/ hoşcakal yüreğimi adadığım ömrüm…..
ORHAN GAZI (1326 – 1359) Babasi : Osman Gazi Annesi : Mal Hatun Dogumu : 1281 Ölümü : 1360 Saltanati : 1326 - 1359 Devlet Sinirlari : 95.000 km2 HAYATI Orhan Gazi 1281 yilinda dogdu. Babasi Osman Gazi, annesi Kayi asiretinin ileri gelenlerinden Ömer Bey'in kizi Mal Hatundu. Orhan Gazi, sari sakalli, uzunca boylu, mavi gözlüydü. Yumusak huylu, merhametli, fakir halki seven, ulemaya hürmetli, dindar, adaletli, hesabini bilen ve hiçbir zaman telasa kapilmayan, halka kendisini sevdirmis bir beydi. gül sik halkin arasina karisir, onlari ziyaret etmekten çok hoslanirdi. Orhan Gazi, babasi Osman Gazi'nin 1326'da vefati üzerine beyligin basina geçti. Orhan Gazi 1346'da Bizans Imparatoru VI.Yoannis Kantakuzinos'un kizi Teodora ile evlendi. Ayrica, Yarhisar Tekfur'unun kizi Holofira, Bilecik tekfuruyla evlendirilirken, dügün basilip Holofira esir alindi ve Orhan Gazi ile evlendirildi. Müslüman olduktan sonra adi Nilüfer Hatun olarak degistirildi; bu evlilikten, ileride Osmanli Devleti'nin üçüncü hükümdari olacak Murad Hüdavendigar dogdu. Erkek çocuklari: Süleyman Pasa, Murad Hüdavendigar, Ibrahim, Halil, Kasim Kiz çocuklari: Fatma Hatun ASKERI BASARILAR Savaslarda daima ordusunun basinda bulunan Orhan Gazi'nin siyasi ve askeri en önemli basarisi, kuskusuz Bursa'nin 6 Nisan 1326'da alinmasiydi. Alaüddin Ali Bey'i kendine vezir atayan Orhan Gazi, Orhaneli kazasini ele geçirerek, Bursa önlerine geldi ve sehri kusatti. Sehir, ciddi bir çatismaya girmeden teslim alindi. Devletin merkezi Bilecik'ten Bursa'ya nakledildi. Akçakoca, Karamürsel, Abdurrahman Gazi gibi öncü komutanlar ise Kandira, Aydos ve Semendire kalelerini aldilar. Böylece Osmanli sinirlari Karadeniz ve Istanbul Bogazi'na dogru genisletildi. 15 yasindan beri hayati savaslar ve zaferlerle geçen Orhan Gazi askeri bir düzenleme yaparak 1328 yilinda "Yaya" ismini verdigi bir ordu kurdu. Osmanlilarin Kocaeli yarimadasindaki kaleleri alarak, Istanbul Bogazi'na kadar gelmeleri, Bizans Imparatorlugu'nu telaslandirdi. Imparator III. Andronikos, hem fethedilen kaleleri geri almak, hem de kusatilmis olan Iznik'i kurtarmak için bir ordu hazirladi. Orhan Gazi Iznik'te bir miktar kuvvet birakarak Bizanslilara karsi harekete geçti. Iki ordu Palekonon'da (Maltepe) karsilasti, yapilan Palekonon Savasi'nda Bizans ordusu yenildi (1329). Kazanilan bu önemli zaferden sonra Orhan Gazi, Iznik kusatmasina devam etti. Bizans Imparatorlugundan ümidini kesen Iznik kumandani bazi sartlarla teslim olacagini bildirdi. Orhan Gazi ileri sürülen sartlara uyulacagina ve halka iyi davranilacagina dair söz verdi. Hiristiyanligin en önemli kentlerinden biri olan Iznik böylece Türk hakimiyetine girdi (1330). Orhan Gazi fetihlere devam ederek; 1331'de Tarakli, Göynük ve Mudurnu'yu, 1333'de Gemlik'i Osmanli topraklarina katti. Orhan Gazi 1337'de önemli bir ticaret merkezi olan Izmit'i ve çevresini (Koyunhisar, Hereke, Yalova, Armutlu) fethetti ve buranin idaresini oglu Süleyman Pasa'ya verdi. 1342 yilinda Balikesir yakinlarindaki Rumlara ait Kirmasti, Mihaliç ve Ulubat kaleleri fethedilince Karesiogullari Beyligi ile sinir komsusu olunmustu. Orhan Gazi Karesiogullari beyligindeki taht kavgalarindan yararlanarak bu beyligin topraklarini ele geçirdi (1345). Karesi Beylerinden Haci Ilbey ile Evrenos Gazi, Osmanli hizmetine girdigi gibi, Beyligin donanmasi da Osmanli Devletine katildi. Marmara Adalari, Üsküdar ve Kadiköy fethedildi(1352). 1354 yilinda ise Gerede Beyligi ele geçirildi ve Ankara ilk kez fethedildi. IDARI DÜZENLEMELER Orhan Gazi, babasi Osman Gazi'den 16.000 km.kare olarak aldigi devlet topraklarini oglu Murad Hüdavendigar'a 95.000 km.kare olarak devretti. Orhan Gazi devletin bir idare sistemi olmasi gerektigini düsünüyordu, bu amaçla teskilat isini Alaeddin Pasa ile Seyh Edebali'nin bacanagi Çandarli Kara Halil Pasa'ya verdi. Orhan Gazi devlet teskilati içinde üç önemli nokta üzerinde duruyordu; para, ordu ve kiyafet. Fethettigi yerlere adli ve idari isler için kadilar, askeri isler için subasilar tayin etti. Ilk Osmanli parasi, 1326 yilinda Orhan Gazi tarafindan basildi. MIMARI ESERLER Orhan Gazi imar ve sehir planlamasina da önem veren bir padisahti. Iznik'in fethedilmesinden sonra, 1331 yilinda Iznik'teki meshur Ayasofya Kilisesi camiye çevrildi. Ayrica 1333'de yine Iznik'te Osmanli tarihinin ilk camisi olan Haci Özbek Camii yaptirildi. Orhan Gazi'nin yaptirdigi diger eserler sunlardir; Iznik Haci Hamza Camii ve Kümbeti, Iznik Yesil Camii, Bilecik Orhan Camii, Bilecik Orhan Gazi Imareti, Gebze Orhan Camii, Bursa Orhan Camii, Iznik Nilüfer Hatun Imareti. Bilime ve egitime büyük önem veren Orhan Gazi Bursa Medresesini de yaptirdi.
SULTAN MURAT HÜDAVENDIGAR (1359 – 1389) Babasi : Orhan Gazi Annesi : Nilüfer Hatun Dogumu : 1326 Ölümü : 1389 Saltanati : 1359 - 1389 Devlet Sinirlari : 500.000 km2 HAYATI Sultan Birinci Murad 1326'da Bursa'da dogdu. Babasi Orhan Gazi, annesi Bizans tekfurlarindan birinin kizi olan Nilüfer Hatun'dur (Holofira). Sultan Birinci Murad uzun boylu, degirmi yüzlü ve iri burunluydu. Kalin ve adaleli bir vücuda sahipti. Basina mevlevi sikkesi üzerine testar sarili bir baslik giyerdi. Çok sade giyinir ve kirmizi zeminli beyaz elbiseden hoslanirdi. Ilk egitimini annesi Nilüfer Hatun'dan aldi. Daha sonra tahsilini tamamlamak için gittigi Bursa Medreselerinde ilim ve sanat adamlari ile beraber yasadi. Sultan Birinci Murad, gayet nazik, sevimli ve çok halim selimdi. Alim ve sanatkarlara hürmet gösterir, fakirlere ve kimsesizlere sefkatli davranirdi. Dahi bir asker ve devlet adamiydi. "Dervis Gazilerin Seyhlerinin Krali Murad Gazi" diye anilan Sultan Birinci Murad, bütün hayati boyunca planli ve programli hareket etti. Sultan Birinci Murad, Bizans Kilisesi'ne göre bir kafir ve Isa düsmani olarak görülse de, fethettigi yerlerde yasayan Hiristiyan halka Papa'dan daha iyi davrandigi için onlarin sevgisini kazanmisti. 1382 yilindan itibaren "Murad Hüdavendigar" diye anilan Sultan Birinci Murad, Birinci Kosova Savasi'ndan sonra savas alanini gezerken, Sirp Krali Lazar'in damadi tarafindan haince hançerlenerek sehit oldu (1389). Erkek çocuklari: Yakub Çelebi, Yildirim Bayezid, Savci Bey ve Ibrahim Kiz çocuklari: Nefise ve Sultan Hatun IDARI DÜZENLEMELER Ilk kazasker tayinleri Sultan Murad Hüdavendigar devrinde basladi. Çandarli Kara Halil Pasa ilk kazasker, Lala Sahin Pasa da padisah ailesi disindan ilk beylerbeyi olarak tayin edildiler. Sultan Murad Hüdavendigar'in yaptigi önemli islerden birisi de Timar Kanunu'nu çikarmasiydi. Buna göre 17. asira kadar devam eden ve Osmanli ordusunun belkemigini teskil eden eyalet askerleri de denilen timarli sipahiler olusturuyordu. Sipahiler baris zamani eyaletlerde, köylerinde oturarak tasrada asayisi temin ediyor, savas zamani ise hemen sefere çikabilecek bir askeri kuvveti olusturuyorlardi. Bunlar köylerindeki yapilan ziraattan aldiklari ösürle geçindiklerinden dolayi devlet de hiç masraf etmeden daimi bir orduyu elinde tutabiliyordu. Ayrica Yeniçeri Ocagi'nin temeli sayilabilecek olan Pencik Kanunu, yine onun döneminde çikartildi (1361). Bu kanunla, fethedilen yerlerden esir alinan Hiristiyan çocuklari, Osmanli ordusuna "devsirme" olarak alinmaya baslandi. Çandarli Kara Halil Pasa ve Kara Rüstem Pasa Osmanli Devleti içindeki ilk mali düzenlemeleri onun devrinde yaptilar. Sultan Murad Hüdavendigar'in bütün hayati sinir boylarinda ve savas meydanlarinda geçti. Rumeli'den Anadolu'ya, Anadolu'dan Rumeli'ye durmadan dinlenmeden seferler yapan Sultan Murad Hüdavendigar, bizzat katildigi 37 savasin hepsini kazandi. Emrindeki kumandan ve valilerle uyum içinde çalisti. Sultan Murad Hüdavendigar, 1360 yilinda Karadeniz Ereglisi'ni fethetti. Taht degisikligi sirasinda elden çikan Ankara ve Sultanönü'nü de 1361 yilinda Ahilerden geri aldi. Komsu devletlerle dostluga önem veren, ama firsatlardan yararlanmasini da iyi bilen Murad Hüdavendigar, ayni yil içinde Çorlu, Kesan, Dimetoka, Pinarhisar, Babaeski, Lüleburgaz kalelerini ve Gümülcine, Eski Zagra ile Yenice dolaylarini fethetti. Sultan Murad Hüdavendigar'in Trakya'daki asil hedefi, stratejik bir öneme sahip olan Edirne'yi almakti. Trakya'da daha önce yaptigi fetihler sayesinde Edirne'ye yapilabilecek bir Bizans yardimi engellenmis oluyordu. Lala Sahin Pasa komutasindaki Türk birlikleri Edirne'yi kusatti. Rum ve Bulgar kuvvetleri yapilan çatismada yenildiler. Bir süre yardim gelmesini bekleyen sehir, umudunu kesince teslim olmak zorunda kaldi (1362). SIRPSINDIGI SAVASI Edirne'nin fethi Türklere Balkan fetihlerinin yolunu açti. Lala Sahin Pasa, Bulgaristan'a girerek Filibe'yi, komutanlarindan Evrenos Bey ise Serez'i aldilar (1363). Yeni fethedilen yerlere Türkler yerlestirildi. Edirne ve Filibe'nin fethi bir haçli seferinin düzenlenmesine neden oldu. Papa V. Urban'in tesvikiyle Sirplar ve Bulgarlar basta olmak üzere Macar, Bosna ve Eflaklilar, büyük bir haçli ordusu hazirlayarak Edirne üzerine harekete geçtiler. Osmanli komutanlarindan Haci Ilbey, ordusu ile beraber Meriç vadisi boyunca düzensiz bir sekilde ilerleyen düsmanlarin bu durumundan yararlandi. Kuvvetlerini üçe ayirarak bir gece baskini düzenleyen Haci Ilbey, büyük bir zafer elde etti (1364). Tarihe 'Sirp Sindigi Savasi' olarak geçen bu zaferle, Rumeli'deki Türk hakimiyeti kesinlesti ve ilk Haçli Ordusu etkisiz hale getirildi. Osmanli birlikleri Sirp Sindigi Savasindan sonra Bulgaristan'a girdiler ve yukari Bulgaristan'i fethettiler. Karsi koyamayacagini anlayan Bulgar Krali Yuvan Sisman, Osmanli Hakimiyetini kabul etti ve kiz kardesi Maria'yi Murad Hüdavendigar'a verdi (1369). Osmanli Ordusu Makedonya üzerine yürüdü. 1371 yilinda kazanilan Çirmen Zaferi ile Makedonya Osmanli topraklarina katildi. Sirp Krali Lazar da, Bulgaristan Krali gibi Osmanli hakimiyetini kabul etti ve yillik vergiye baglandi. Çandarli Hayreddin Pasa komutasindaki Türk birlikleri Selanik Zaferini kazandi (1374), Nis (1375), Istip, Manastir, Pirlepe (1382) fethedildi. Osmanli birlikleri Arnavutluk ve Bosna-Hersek içlerine akinlar düzenledi. 1385 yilinda Ohri fethedildi. Ayni yil Arnavutluk'da Savra zaferi kazanildi. Bir yil sonra Sofya'nin fethi gerçeklestirildi. 1381 yilinda Sehzade Bayezid'in Germiyan Hükümdari Süleyman Sah'in Kizi Devlet Hatun'la evlenmesi dolayisiyla, Kütahya, Simav, Egrigöz ve Tavsanli Osmanlilara verildi. Ayni yil, Hamidogullari Beyligi'nden alti sehir parayla satin alindi. Balkanlardaki fetihler devam ederken, Murad Hüdavendigar bir yandan da Anadolu taraflarina yöneldi. 1386 yilinda Konya Ovasi'nda ilk Osmanli Karaman Savasi yapildi. I. KOSOVA SAVASI Türklerin Balkanlardaki ilerlemeleri yeni bir Haçli seferinin düzenlenmesine sebep oldu. Vezir Çandarli Ali Pasa komutasindaki Osmanli Ordusu, Bulgarlari etkisiz hale getirdi. Türk Ordusu ilerleyerek Kosova'da Haçlilarla karsilasti. Üstün haçli ordusu Sultan Murad Hüdavendigar'in kurdurdugu "Topçu Ocagi"nin kullandigi topun etkisi ile dagildi. Top, tarihte Türkler tarafindan ilk kez Birinci Kosova Savasi'nda kullanildi. Bu savastan sonra Balkanlardaki Türk hakimiyeti güçlendi ancak Sultan Murad Hüdavendigar sehit oldu. Babasi Orhan Gazi'nin ölümünde 95.000 km.kare olan devlet topraklarini 500.000 km.kare'ye çikarmayi basaran Sultan Murad Hüdavendigar büyük bir padisahti. MIMARI ESERLER Sultan Murad Hüdavendigar, savaslarin ve fetihlerin yani sira imar islerine de gereken önemi verdi. Bursa'da camiler, medreseler ve imarethaneler yaptirdi. Bursa Hüdavendigar Camii, Bursa Sehadet Camii, Filibe Hüdavendigar Camii, Gelibolu Hüdavendigar Camii bunlardandi. Ilk Edirne Sarayi'ni da insa ettiren Sultan Murad Hüdavendigar birçok mescit, hamam, han, kervansaray, çesme ve köprü yaptirdi. Minarelerden salatu selam okuma adetleri onun devrinde basladi
SULTAN YILDIRIM BAYEZID (1389 – 1403) Babasi : Murad Hüdavendigar Annesi : Gülçiçek Hatun Dogumu : 1360 Ölümü : 8 Mart 1403 Saltanati : 1389 - 1403 HAYATI Yildirim Bayezid 1360 yilinda Edirne'de dogdu. Babasi Murad Hüdavendigar, annesi Gülçiçek Hatundur. Gülçiçek Hatun Rum'dur. Yildirim Bayezid yuvarlak yüzlü, beyaz tenli, koç burunlu, ela gözlü, kumral saçli, gül sakalli ve genis omuzluydu. Girdigi savaslarda gösterdigi cesaretten dolayi ona 'Yildirim' lakabi takilmisti. Çocuklugunu Bursa Sarayi'nda kardesleriyle birlikte geçirdi. Iyi bir egitim gördü. Devrin en büyük alimlerinden dersler aldi. Gençliginde Kütahya sancaginda valilik yapti. Sultan Murad Hüdavendigar'in vasiyeti geregi 1389 yilinda padisahliga getirildi. Tahta çiktiginda 29 yasindaydi. Sirbistan'in basinda, Kosova savasinda ölen Kral Lazar'in oglu Stefan Lazaroeviç vardi. Baris antlasmasi için geldigi Edirne'de kiz kardesi Maria'yi Bayezid'e verdi. Bu evlenme sayesinde Osmanli-Sirp dostlugu kuruldu. Yildirim Bayezid Timur'la yaptigi Ankara Savasi'nda yenildi ve esir düstü. 13 yil süren saltanati sonunda esaretinin baslamasindan 7 ay 12 gün sonra vefat etti. Erkek Çocuklari: Musa Çelebi, Süleyman Çelebi, Mustafa Çelebi, Isa Çelebi, Mehmed Çelebi, Ertugrul Çelebi, Kasim Çelebi Kiz Çocuklari: Fatma Sultan BEYLIKLERLE MÜCADELE 1389 yilinda Bulgaristan ve Bosna'nin fethi gerçeklestirildikten sonra, Anadolu'da durumun karistigini haber alan Yildirim Bayezid, Balkan devletleriyle açik antlasmalar imzaladi. Yildirim, Sultan Murad'in ölümünü firsat bilip Osmanlilara karsi güç birligi yapan Anadolu Beyliklerine karsi mücadeleye giristi. Karamanogullari hem Beysehir'i isgal etmisler, hem de Saruhan, Mentese, Aydin ve Germiyan Beyliklerini kiskirtmislardi. Yildirim Bayezid beraberindeki Sirp kuvvetleriyle birlikte Anadolu'ya girdi ve baskaldiran bu beyliklerin topraklarini tek tek ele geçirdi. Ayrica Çandaroglu Isfendiyar Bey'de Osmanli hakimiyetini kabul etti. ILK ISTANBUL KUSATMASI Karaman Seferi'nde Yildirim Bayezid ile birlikte bulunan,Sirp Imparatoru Yoannes'in oglu Manuel Bursa'ya geldikten sonra izinsiz bir sekilde Istanbul'a gitti. Bu olay üzerine, Yildirim Bayezid bu gidisin gizli bir amaci oldugunu düsünerek, daha önceden planlanmis Macaristan seferini iptal etti ve Istanbul'u kusatma karari aldi. Istanbul karadan ve denizden kusatildi (1391). Büyük ve kuvvetli toplar olmadigindan, kusatma abluka niteliginde oldu. Macarlarin Türk topraklarina girmesiyle kusatma kaldirildi. Bu kusatma Osmanlilar tarafindan yapilan ilk Istanbul kusatmasidir. Bos durmayan Macarlar kuzeyden Osmanli topraklarina girmislerdi. Üzerlerine gönderilen Türk Akincilari, Kral Sigismund komutasindaki Macar Ordusunu yendiler (1392). Tuna-Eflak Seferinden dönüldügünde Selanik ve çevresi de Osmanli topraklarina katildi (1394). Yildirim Bayezid 1395 yilinda Istanbul'u ikinci kez kusatti. Fakat Haçlilarin harekete geçtigini haber alinca bu kusatma da birincisi gibi basariya ulasmadan kaldirildi. NIGBOLU ZAFERI Osmanlilarin Rumeli'deki faaliyetlerinin devam etmesi, akincilarin Bosna'ya ve Arnavutluk'a kadar ilerlemeleri Haçlilari telasa düsürdü. Macar Krali Sigismund, Papa'nin da destegiyle basta Fransiz, Ingiliz ve Alman kuvvetleri olmak üzere bütün Avrupa ülkelerinin katilimiyla olusan Haçli Ordusu'nun basina geçti. Bu ordu 1396 yilinin Mayis ayinda harekete geçti. Bu ittifakin amaci bes yildir kusatma altinda bulunan Istanbul'u kurtarmakti. Haçlilar Tuna kiyisindaki Nigbolu kalesini kusattilar. Kale kumandani Dogan Bey, Yildirim Bayezid komutasindaki Osmanli Ordusu yetisinceye kadar kaleyi basariyla savundu. 1396 yilinda Nigbolu kalesi önlerinde çok kanli çarpismalar oldu. Haçlilar, tarihe Nigbolu Savasi olarak geçen bu çatismada büyük bir bozguna ugradilar. Savas sonunda Haçlilarin aldigi yerler Osmanli Devletine geçti. Bulgar Kralligi ortadan kaldirildi ve Macaristan içlerine dogru akinlar yapildi. Haçli dünyasi yarim yüzyil Türklerin üzerine yürümeye cesaret edemedi. Bu savastan sonra Yildirim Bayezid'e Abbasi Halifesi tarafindan "Sultan-i iklim-i Rum" yani "Anadolu Sultani" ünvani verildi. Nigbolu Savasindan sonra Istanbul üçüncü defa kusatildi. Daha önceden yapimina baslanmis olan Anadoluhisari bu kusatma sirasinda tamamlandi. Güçlü bir deniz kuvveti ve büyük toplarin olmamasi fethi engelliyordu. Bu sebeple Yildirim Bayezid, Türk Denizciligini gelistirmeye çalisti. Yildirim Istanbul'u kusatma altinda tutarak, sehrin teslim olacagini düsünüyordu. Ancak Timur tehlikesi ortaya çikinca, Bizans'la bir antlasma yapildi ve kusatma kaldirildi. Bu antlasmayla, Istanbul Sirkeci'de bir cami, bir Islam Mahkemesi ve bir Türk mahallesi kuruldu. Yillik haraç arttirildi. Ayni yil Yunanistan'a ve Mora'ya sefer düzenlendi. 1398 yilinda Karaman ülkesi ve Karadeniz beylikleri fethedildi. Bir yil sonra da Dulgadirogullari beyligine son verildi. Yildirim Bayezid, ayrica Istanbul Galata'da bulunan Ceneviz Kolonisi ile de savasti. ANKARA SAVASI Timur, Cengiz Imparatorlugu'nu yeniden kurmak amaciyla faaliyetlere baslamisti. Iran'i almis, Hindistan'a da seferler düzenlemisti. Azerbaycan ve Bagdat Emirleri korkularindan Yildirim Bayezid'e sigindilar. Timur Emirleri geri istediyse de, Yildirim Bayezid bunu reddetti ve bu olaydan dolayi Timur ile Yildirim Bayezid'in aralari açildi. Anadolu'ya giren ve Sivas'i yagmalayan Timur, seçme askerlerden olusan ordusu ile birlikte Anadolu'da ilerlemeye devam etti. Osmanli Ordusu da harekete geçti. Iki ordu Ankara'da Çubuk Ovasi'nda karsilastilar. Yapilan Ankara Savasi'nda Yildirim'in kuvvetlerinden olan Kara Tatarlar'in, Timur tarafina geçmesi Osmanli Ordusunun dagilmasina neden oldu (20 Temmuz 1402). Yildirim Bayezid, Timur'a esir düstü. Bu savas Osmanli Devleti'nin 50 yil kadar duraklamasina neden oldu. Anadolu Türk birligi dagildi ve Anadolu'daki beylikler tekrar ortaya çikarak güçlendi. Bassiz kalan Osmanli Devleti'nde karisikliklar basladi. Osmanli Devleti'nin dört ayri bölgesinde, sehzadeler tarafindan dört ayri devlet ilan edildi. Bursa, Iznik ve Izmit, Timur tarafindan yagmalanip yakildi, Izmir isgal edildi. 1402'den 1413'e kadar sürecek olan bu iktidar boslugu ve taht mücadeleleri dönemine Fetret Devri adi verildi. MIMARI ESERLER Memleketin imariyla da mesgul olan Yildirim Bayezid, özellikle Bursa'da Islam mimarisini ebediyen yasatacak camiler, külliyeler ve medreseler yaptirdi. Timurtas Pasa adina bir Camii, Mudurnu Yildirim Camii, Bergama Ulu Camii, Bursa Ulu Camii o dönemde yapilmis önemli mimari eserlerdendi. Yildirim Bayezid ayrica 1396 yilinda Istanbul'un fethi için bir asama olan Anadoluhisari'ni yaptirdi. Yaptirilan Bursa Yildirim Darüssifasi ve Bursa Yildirim Saglik Ocagi Osmanli Imparatorlugunda saglik alaninda yapilan ilk eserlerdi. Bursa Yildirim Medresesini de insa ettiren Yildirim Bayezid, Bursa'nin ilim adamlarinin merkezi olmasini sagladi. "Emir Sultan" adiyla söhret bulmus olan Emir Buhari o dönem Bursa'ya gelmis olan ilim adamlarindan birisidir.
SULTAN MEHMED ÇELEBI (1413 – 1421) Babasi : Yildirim Bayezid Annesi : Devlet Hatun Dogumu : 1389 Ölümü : 26 Mayis 1421 Saltanati : 1413 - 1421 HAYATI Sultan Mehmed Çelebi, 1389 yilinda Edirne'de dogdu. Babasi Yildirim Bayezid, annesi de Germiyanogullarindan Devlet Hatun'dur. Orta boylu, yuvarlak yüzlü, beyaz tenli, kirmizi yanakli ve genis gögüslüydü. Kuvvetli bir vücuda sahipti. Gayet hareketli ve cesurdu. Güres yapar ve çok kuvvetli yay kirislerini bile çekebilirdi. Padisahligi süresince bizzat 24 savasa katilan Mehmed Çelebi, bu savaslarda kirka yakin yara aldi. Basinda kullanmis oldugu sarik, altin islemeli kavugu ile gayet güzel görünürdü. Içi kürklü ve yakasi dik olan bir kaftan giyinirdi. Sultan Mehmed Çelebi Müslümanlara karsi göstermis oldugu adaleti, ayni zamanda Hiristiyan topluluklara karsi da gösterirdi. Iyi bir idareci ve politikaciydi. Tahsilini Bursa Sarayi'nda tamamladi. Daha sonra babasi tarafindan Amasya sancakbeyligine tayin edildi ve bu sirada devlet islerini ögrendi. Fetret Devri'nden sonra Anadolu'daki beylikleri tekrar bir araya toplamayi basaran Sultan Mehmed Çelebi'ye Osmanli Imparatorlugu'nun ikinci kurucusu gözüyle de bakilabilir. Sultan Mehmed Çelebi 26 Mayis 1421 de Edirne'de vefat etti. Ölüm haberi gizlendi. Osmanli Padisahlari arasinda ölümü gizlenen ilk padisah o oldu. Cenazesi Bursa'ya getirilerek Yesil Türbe'ye defnedildi. Erkek Çocuklari: Mustafa Çelebi, Ikinci Murad, Ahmed, Yusuf, Mahmud. Kiz Çocuklari: Fatma ve Selçuk Hatun. FETRET DEVRI Ankara Savasi sonunda Anadolu'da Türk birligi bozulmus ve Osmanli Devleti dagilma tehlikesi ile karsilasmisti. Yildirim Bayezid'in ogullari, babalarinin ölümünden sonra taht mücadelesine basladilar. Osmanli tarihindeki en büyük kargasa dönemi böylece baslamis oldu. Fetret Devri adi verilen bu dönemdeki taht mücadeleleri, Timur'un Anadolu'da kuvvetli bir devlet birakmak istememesi ve Bizans'in entrikalariyla daha da artti. Süleyman Çelebi Edirne'de, Isa Çelebi Bursa'da, Mehmed Çelebi Amasya'da, Musa Çelebi Balikesir'de padisahliklarini ilan ettiler. Mehmed Çelebi ile Musa Çelebi aralarinda anlastilar ve Bursa'da vali bulunan Isa Çelebi'yi ortadan kaldirdilar. Mehmed Çelebi, Süleyman Çelebi'nin de ortadan kalkmasi gerektigini biliyordu. Bu amaçla Musa Çelebi'yi Edirne'ye Süleyman Çelebi'nin üzerine gönderdi. Musa Çelebi, kardesi Süleyman Çelebi'yi yenerek, Edirne'yi ele geçirdi. Ancak Mehmed Çelebi'ye verdigi sözü tutmayarak Edirne'de kendini padisah ilan etti. 1413 yilinda, son olarak Musa Çelebi'yi de saf disi birakan Mehmed Çelebi Fetret Devrine son verdi BIRLIK MÜCADELESI Osmanli Devleti'ni tekrar bir araya toplayan ve bir bakima Anadolu'da ki Türk birligini tekrar saglayan Mehmed Çelebi, Osmanli Devletinin tek hakimi olarak padisahligini ilan etti. Bu dönemde Anadolu'daki topraklarin bir çogu kaybedilmis durumdaydi. Mehmed Çelebi bu topraklarin tekrar geri alinmasi için harekete geçti. 1414 yilinda Aydinoglu Cüneyd Bey'den Izmir'i geri aldi. Saruhan ve Mentesoglu beylikleri yeniden Osmanli Devleti'ne baglandi. Bursa'ya saldiran Karamanogullari üzerine bir sefer düzenlendi. Yenilen Karamanoglu Mehmed Bey af diledi. Mehmed Çelebi de onu bagisladi ve ülkesinde yasamasina izin verdi. Ayni sekilde, Fetret Devri sirasinda tekrar kurulmus olan Candarogullari Beyligi'de Osmanli topraklarina baglandi., RUMELI FAALIYETLERI Bu faaliyetlerden sonra Mehmed Çelebi tekrar Rumeli'ye yöneldi. Osmanlilara karsi düsmanca davranislar sergileyen Eflak Beyligi'nin üzerine gidildi ve Eflaklilar vergiye baglandi. Mehmed Çelebi, babasi Yildirim Bayezid zamaninda kurulan fakat pek güçlü olmayan deniz kuvvetlerini güçlendirdi ve Venediklilerle ilk deniz savaslari yapildi (1416). SEYH BEDRETTIN ISYANI Mehmed Çelebi Anadolu ve Rumeli'de ki birligi sagladiktan sonra iki önemli isyanla ugrasmak zorunda kaldi. Bunlardan birisi Seyh Bedrettin isyanidir. Edirne civarindaki Simavna'da dogan Seyh Bedrettin Bursa, Konya, Kahire gibi devrin en büyük ilim ve kültür merkezlerinde egitim gördü. Seyh Bedrettin; Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa gibi yakin arkadaslariyla birlikte Iznik'te kurduklari, Islam dinine aykiri fikirlere sahip bir tarikatla, Anadolu ve Rumeli'de fikirlerini yaymaya basladilar. Bir süre sonra Eflak üzerinden Deliosman'a gelen Seyh Bedrettin ve yandaslari ayaklandilar. Börklüce Mustafa Izmir'de, Torlak Kemal de Manisa'da ayaklanmaya katildilar. Mehmed Çelebi, Izmir ve Manisa üzerine kuvvet göndererek ayaklanmayi bastirdi. Yakalanan Seyh Bedrettin, Serez Kadisi tarafindan yargilanarak idam edildi (1420). DÜZMECE MUSTAFA ISYANI Ankara Savasi'ndan sonra Timur'la birlikte Semerkant'a götürülen Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa), Timur'un ölümünden sonra Anadolu'ya döndü. Osmanli tahtinda hak iddia eden Mustafa Çelebi, Bizans'in ve Eflak Beyligi'nin yardimi ile Selanik'te ayaklandi. Mehmed Çelebi, Bizans'a siginan Mustafa Çelebi'yi para karsiliginda hapsettirdi. MIMARI ESERLER Dagilma tehlikesi içindeki Osmanli Devletini yeniden bir araya toplamayi basaran Mehmed Çelebi, ülkesini güzellestirmeye de özen gösterdi. Medreseler, imarethaneler ve pek çok camii yaptirdi. Bunlardan; Amasya Beyazid Pasa Camii, Merzifon Çelebi Sultan Mehmed Medresesi, Bursa Yesil Camii, Dimetoka Çelebi Sultan Mehmed Camii, Edirne Eski Camii ve Edirne Yildirim Camii önemlidir.
SULTAN IKINCI MURAD (1421 – 1451) Babasi : Çelebi Mehmed Annesi : Emine Hatun Dogumu : 1402 Ölümü : 3 Subat 1451 Saltanati : 1421 - 1451 HAYATI Sultan Ikinci Murad 1402 yilinda dogdu. Babasi Mehmed Çelebi, annesi Dulkadirogullari beyliginden Emine Hatun'dur. Uzun boylu, beyaz tenli, dogan burunlu ve güzel yüzlü bir padisahti. Çok güzel konusurdu. Kendisinin en büyük mutlulugu, Fatih Sultan Mehmed gibi esine az rastlanacak bir insanin babasi olmakti. Sultan Ikinci Murad sakin ve huzurlu bir hayat yasamayi arzu eden, fakat gerektigi takdirde çok hareketli, cesur ve hiçbir seyden yilmayan bir kisilige sahipti. Otuz yillik saltanati süresince, ülkesini çok büyük bir san ve serefle idare ederek, emri altinda bulunan herkesin sevgisini kazandi. Dindar, adil ve lütufkar bir padisahti. Çocuklugu Amasya'da geçen Sultan Ikinci Murad, tahta çiktiginda 19 yasindaydi. Erkek çocuklari: Fatih Sultan Mehmed, Ahmed,Alaaddin, Orhan, Hasan, Ahmed. Kiz çocuklari: Sehzade ve Fatma Hatun. DÜZMECE MUSTAFA OLAYI Sultan Ikinci Murad'in tahta çikisindan yararlanmak isteyen Bizanslilar, Mehmed Çelebi zamaninda hapsettikleri Mustafa Çelebi'yi serbest birakip ayaklanmasi için desteklediler. Amaçlari Osmanli Devleti'nde taht kavgasi yaratmakti. Anadolu beyliklerinden de Mustafa Çelebi'yi destekleyenler oldu. Osmanli yönetimine küskün olan bir takim komutanlar ve askerler de Mustafa Çelebi'yi padisah olarak görmek istiyorlardi. Sultan Ikinci Murad'in üzerine gönderdigi birlikleri Rumeli taraflarinda yenen Sehzade Mustafa Çelebi, Edirne'ye gelerek hükümdarligini ilan etti. Ancak daha sonra Ulubat civarinda karsilastigi Sultan Ikinci Murad'in ordusu karsisinda direnemedi ve kaçmaya çalisti. Edirne'de yakalanan Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) idam edildi. 1421 yilinda Azeb ismiyle yeni bir askeri sinif kurduran Sultan Ikinci Murad, Mustafa Çelebi ayaklanmasinda bas rol oynayan Bizans'in üstüne yürüyerek Istanbul'u kusatti. BEYLIKLERLE MÜCADELE Sultan Ikinci Murad, Bizans'in kiskirtmalari ve Anadolu beyliklerinin destekleriyle ayaklanan 13 yasindaki küçük kardesi Sehzade Mustafa'nin Bursa'yi kusattigi haberinin alinmasi üzerine, Istanbul kusatmasini kaldirarak Anadolu'ya geçti ve isyani bastirdi. Yakalanan Sehzade Mustafa bogduruldu. Sultan Ikinci Murad, Sehzade Mustafa olayini da çözdükten sonra, devamli olarak Osmanli'ya karsi ayaklanan Anadolu Beyliklerini etkisiz hale getiremeye karar verdi. Sirasiyla Aydin, Mentese, Teke ve Germiyan beyliklerine son verildi. RUMELI FAALIYETLERI Rumeli'de de bir çok faaliyette bulunan Sultan Ikinci Murad, Sirbistan üzerine sefere çikti. Sirbistan vergiye baglandi. Selanik, Makedonya, Teselya ve Yanya dolaylari Osmanli topraklarina katildi. Arnavutluk Osmanli himayesini kabul etti. Ayrica, ayaklanan Eflak Bey'i Vlad'in (Kazikli Voyvoda) üzerine kuvvet gönderildi ve Eflak Beyligi yeniden Osmanli'ya baglandi. Türklerin Balkanlar'daki bu basarilari Bizans ve Avrupa'yi telasa düsürmekteydi. Avrupa'da haçli seferi hazirliklari yapiliyordu. Balkanlar'da Erdel Bey'i Hünyadi Yanos'un Türkler'i pusuya düsürmesiyle 20 bin sehit verildi. Bu basarilar Osmanli Devletine bagli bütün beylerin ayrilmalarina neden oldu. Osmanli Ordusu bu kötü gidise son vermek için çalistiysa da basarili olunamadi. Ardi ardina alinan bu yenilgiler Haçlilari ümitlendirmisti. Osmanli ordusu Rumeli'de ilk defa böyle bir maglubiyete ugramisti. Haçli ordusu "Tabur cengi" denilen bir usül ile arabalara bagli top bataryalari kullaniyor, Osmanli ordusu üzerlerine geldiginde arabalari çember haline getirerek içine saklaniyor ve toplarla dört bir yana ates ederek Osmanli ordusuna agir darbe vuruyordu SEGEDIN ANTLASMASI Haçli kuvvetleri kazanilan her basari sonrasi daha da güçlü ve kuvvetli ittifaklar yaparak, Osmanli Devleti'ne saldirmaya devam etti. Sirp, Eflak, Erdel, Macar kuvvetleri ilerlemeye devam ediyordu. Nis yakinlarinda yeniden büyük bir kayip verildi. Haçli birlikleri Filibe'ye kadar geldiler. Ancak soguklarin siddetlenmesi ilerlemelerine engel oldu. Balkanlarda ardi ardina ugranilan yenilgiler, Osmanli Devleti'ni zor duruma soktu. Bizans'in Avrupa'da tahrikleri devam ediyordu. Bu sartlarda her ne pahasina olursa olsun anlasmaktan baska çikar yol yoktu. Sultan Ikinci Murad, baris için girisimlerde bulunarak, 12 Haziran 1444'de Segedin Baris Antlasmasi'nin yapilmasini sagladi. Barisin devamli olmasini saglamak için de antlasmaya taraf olan krallarin yemin vermesi sart kosulmustu. Bu antlasma ile Osmanlilar Balkanlar'da bir rahatlama saglayarak, yeniden toparlanmak için zaman kazanmislardi. Ayrica ilk defa bir sinir kavrami ortaya çikmis ve Tuna nehri belirleyici olmustur. SEHZADE MEHMED Sultan Ikinci Murad, Segedin antlasmasiyla birlikte tahttan çekildi ve Manisa'ya gitti. Yerine henüz çocuk denebilecek yasta olan Sehzade Mehmed (Fatih Sultan Mehmed) tahta çikti. Sehzade Mehmed'in tahta çikmasi Osmanli Devleti içinde huzursuzluklara neden oldu. Avrupa'da yeni bir Haçli seferi hazirliklarinin baslamasi üzerine Sultan Ikinci Murad, oglu Sultan Ikinci Mehmed tarafindan bir mektupla Manisa'dan Edirne'ye davet edildi. Bu arada krallar yeminlerini bozarak antlasmaya aykiri hareket etmis ve yeni bir haçli seferi düzenlemislerdi. Sultan Ikinci Mehmed'in babasini ordunun basina davet eden meshur mektubu söyledir: "Eger padisah iseniz, memleketin kötü bir zamaninda basta bulunmamaniz görevlerinize aykiri bir harekettir. Silah basina geliniz. Eger padisah ben isem, size itaat etmenizi hatirlatiyorum ve emrediyorum. Silah basina geliniz." VARNA SAVASI Sultan Ikinci Murad büyük bir hizla Edirne'ye geldi. Osmanli Ordusunun basina geçti. Varna önlerine gelen Osmanli Ordusu, Haçlilara karsi saldiriya geçti. Haçli Ordusunun Varna önlerinde bozguna ugratilmasiyla büyük bir zafer kazanildi (10 Kasim 1444). Varna Savasi, Haçlilarin Istanbul'un Türkler tarafindan fethedilmesini engellemek için yaptiklari son girisim oldu. Bu savas, Osmanlilari Segedin Antlasmasina zorlayan sartlari tamamen degistirdi. Sultan Ikinci Murad, bir müddet sonra tahti, yine ogluna birakarak çekildiyse de devlet adamlarinin israrlari sonucu tekrar tahtina döndü. II. KOSOVA SAVASI Varna Savasi'nin üzerinden dört yil geçmisti ki, Macar Krali Jan Hunyad; Macar, Eflak, Leh ve Almanlardan olusan ordusuyla Sirbistan'i isgal etti. Osmanli topraklarina girerek Kosova'ya kadar geldi. Savas, Jan Hunyad'in saldirisiyla basladi. Savasin üçüncü günü sahte bir geri çekilmeyle çember içine alinan Jan Hunyad ve ordusu, agir bir yenilgiye ugratildi (19 Ekim 1448). Ikinci Kosova Savasi sonunda Balkanlar kesin olarak Türk yurdu haline geldi. Haçlilar bir daha Osmanlilara saldirma cesareti gösteremediler. MIMARI ESERLER Sultan Murad, memleketin bir çok yerinde, camiler, medreseler, saraylar ve köprüler yaptirdi. Külliye binalari ile birlikte insa edilen Bursa Muradiye Camii ve Edirne Muradiye Camii kendi adini verdigi eserlerdir. Ayrica Edirne Gazi Mihal Camii, Amasya Yörgüç Pasa Camii, Filibe Sehabeddin Pasa Camii, Üsküp Alaca Ishak Bey Camii, Üsküp Sultan Murad Camii, Edirne Sah Melek Pasa Camii, Edirne Beylerbeyi Camii ve Karaca Bey Camii yine onun döneminde yapildi. Yine Sultan Ikinci Murad tarafindan insa ettirilen Edirne Üç Serefeli Camii'nin yaninda bir medrese ve fakirler için bir imarethane mevcuttur. Bu camiin duvarlari ve mihrabi son derece güzel çinilerle süslenmistir. Ergene Nehri üzerindeki 170 ayakli "Uzun Köprü"yü de Sultan Ikinci Murad yaptirdi. Sultan Ikinci Murad, Ankara civarinda Basikhisar nahiyesinin yakininda yaptirdigi büyük köprünün geçis ücretini Mekke'ye gönderilmek üzere ayirdi. Her yil Surre-i Humayun denen özel memurlar ve hacilardan meydana gelen bir alayi Kabe'ye gönderiyor, mukaddes yerlerin bakim ve tamirini yaptiriyordu. Sultan Ikinci Murad kitaplar yazdirmis, baska dillerde yazili kitaplari Osmanli diline çevirtmistir.
FATIH SULTAN MEHMED (1451 – 1481) Babasi : Ikinci Murad Annesi : Huma Hatun Dogumu : 29 Mart 1432 Ölümü : 3 Mayis 1481 Saltanati : 1451 - 1481 Devlet Sinirlari : 2.214.000 km2 HAYATI Fatih Sultan Mehmed 29 Mart 1432'de Edirne'de dogdu. Babasi Sultan Ikinci Murad, annesi Huma Hatun'dur. Fatih Sultan Mehmed, uzun boylu, dolgun yanakli, kivrik burunlu, adaleli ve kuvvetli bir padisahti. Devrinin en büyük ulemalarindan birisiydi ve yedi yabanci dil bilirdi. Alim, sair ve sanatkarlari gül sik toplar ve onlarla sohbet etmekten çok hoslanirdi. Ilginç ve bilinmedik konular hakkinda makaleler yazdirir ve bunlari incelerdi. Hocaligini da yapmis olan Aksemseddin, Fatih Sultan Mehmed'in en çok deger verdigi alimlerden biridir. Fatih Sultan Mehmed, gayet sogukkanli ve cesurdu. Essiz bir komutan ve idareciydi. Yapacagi islerle ilgili olarak en yakinlarina bile hiçbir sey söylemezdi. Fatih Sultan Mehmed okumayi çok severdi. Farsça ve Arapça'ya çevrilmis olan felsefi eserler okurdu. 1466 yilinda Batlamyos Haritasini yeniden tercüme ettirip, haritadaki adlari Arap harfleriyle yazdirdi. Bilimsel sorunlarda, hangi din ve mezhebe mensup olursa olsun bilginleri korur onlara eserler yazdirirdi. Bilime büyük önem veren Fatih Sultan Mehmed yabanci ülkelerdeki büyük bilginleri Istanbul'a getirtirdi. Nitekim astronomi bilgini Ali Kusçu kendi döneminde Istanbul'a geldi. Ünlü Ressam Bellini'yi de Istanbul'a davet ederek kendi resmini yaptirdi. Sair ve açik görüslüydü. Fatih Sultan Mehmed 1481 yilina kadar hükümdarlik yapti ve bizzat 25 sefere katildi. Azim ve irade sahibiydi. Temkinli ve verdigi kararlari kesinlikle uygulayan bir kisiligi vardi. Devlet yönetiminde oldukça sertti. Savaslarda çok cesur olur, bozgunu önlemek için ileri atilarak askerleri savasa tesvik ederdi. 20 yasinda Osmanli padisahi olan Sultan Ikinci Mehmed, Istanbul'u fethedip 1100 yillik Dogu Roma Imparatorlugunu ortadan kaldirarak Fatih ünvanini aldi. Hz.Muhammed'in (S.A.V) hadisi serifinde müjdeledigi Istanbul'un fethini gerçeklestiren büyük komutan olmayi da basaran Fatih Sultan Mehmed, yüksek yetenegi ve dehasiyla dost ve düsmanlarina gücünü kabul ettirmis bir Türk hükümdariydi. Orta Çag'i kapatip, Yeniçag'i açan Cihan Imparatoru Fatih Sultan Mehmed, Nikris hastaligindan dolayi 3 Mayis 1481 günü Maltepe'de vefat etti ve Fatih Camii'nin yanindaki Fatih Türbesi'ne defnedildi. ISTANBUL'UN FETHI Fatih Sultan Mehmed padisah olduktan sonra ilk is olarak, devamli ayaklanma çikaran Karamanoglu Beyligine karsi sefere çikti. Karamanoglu Ibrahim Bey af diledi. Fatih Istanbul'un fethini düsündügü için onu bagisladi. Fatih Sultan Mehmed, büyük gayesini gerçeklestirmek için, Macarlara, Sirplara ve Bizanslilara karsi yumusak davraniyordu. Amaci Haçlilarin birlesmesini önlemek, onlari tahrik etmemek ve zaman kazanmakti. Bin yillik tarihinin sonuna gelmis olan Bizans küçüle küçüle sadece Istanbul sehrinin sinirlari içinde hüküm süren bir devlet durumuna düsmüstü. Ancak buna ragmen Bizans'in varligi, Balkanlar'daki Türk hakimiyeti açisindan tehlikeli oluyordu. Bizans Imparatorlari, Anadolu'daki çesitli siyasi güçleri de Osmanli aleyhine kiskirtmaktan geri kalmiyorlardi. Hatta zaman zaman Osmanli sehzadeleri arasindaki taht kavgalarina karisip devletin iç düzenini bozuyorlardi. YAPILAN HAZIRLIKLAR Istanbul'un Osmanli Devleti'nin hakimiyeti altinda girmesi, ticari ve kültürel yönden önemli bir avantajin daha ele geçirilmesi demekti. Bogazlar tam anlamiyla kontrol altina alinacak ve bu sayede Karadeniz ticaret yollari ele geçirilmis olacakti. Karamanogullari meselesini çözen Fatih Sultan Mehmed, Istanbul'un fethi için gerekli hazirliklara basladi. Devrin mühendislerinden Musluhiddin, Saruca Sekban ile Osmanlilara siginan Macar Urban Edirne'de top dökümü isiyle görevlendirildi. "Sahi" adi verilen bu toplarin yaninda, tekerlekli kuleler ve asirtma güllelerin üretilmesi (havan topu) yapilan hazirliklar arasindaydi. Yaptirilan bu büyük toplar Istanbul'un fethedilmesinde önemli rol oynadi. Yildirim Bayezid'in Istanbul kusatmasi sirasinda yaptirdigi Anadolu Hisarinin karsisina, Rumeli Hisari (Bogazkesen) insa edildi. Bu sayede Bogazlar'in kontrolü saglanacak, deniz yoluyla gelebilecek yardimlara karsi tedbir alinmis olacakti. 400 parçadan olusan bir donanma insa edildi. Turhan Bey komutasindaki bir Osmanli donanmasi Mora'ya gönderildi ve Istanbul'a yardim gelmesi engellendi. Eflak ve Sirbistan ile var olan baris antlasmalari yenilendi. Macarlarla da üç yillik bir antlasma yapildi. Osmanlilarin bu hazirliklari karsisinda, Bizanslilar da bos durmuyordu. Surlar saglamlastiriliyor ve sehre yiyecek depolaniyordu. Ayrica Bizans Imparatoru Konstantin, Haliç'e bir zincir gerdirerek, buradan gelecek tehlikeyi önlemeye çalisti. Ayni zamanda Haçli dünyasindan yardim isteniyor, Papa ise yapacagi yardim karsisinda Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birlestirilmesini istiyordu. Ancak Katoliklerden nefret eden Ortodoks Rumlar, Roma kilisesine baglanmak istemiyor, "Istanbul'da Kardinal Külahi görmektense, Türk Sarigi görmeye raziyiz" diyorlardi. KUSATMA VE SAVAS Fatih Sultan Mehmed, hazirliklar tamamlandiktan sonra, Bizans Imparatoru Konstantin'e bir elçi göndererek, kan dökülmeden sehrin teslim edilmesini istedi. Fakat Imparatordan gelen savasa haziriz mesaji üzerine, Istanbul'un kara surlari önüne gelen Osmanli ordusu, 6 Nisan 1453'de kusatmayi baslatti. Osmanli donanmasi ise Haliç'in girisinde ve Sarayburnu önünde demirlemisti. Ordu; merkez, sag ve sol olarak üç kisma ayrildi. 19 Nisan'da yapilan ilk saldirida, tekerlekli kuleler kullanildi ve bu saldiri ile Topkapi surlarindan burçlara kadar yanasildi. Osmanli Ordusundaki er sayisi 150.000 ile 200.000 arasindaydi. Bu kuvvetlere Rumeli ve Anadolu beylerine bagli çesitli kuvvetler de katilmisti. Çok siddetli çarpismalar oluyor, Bizanslilar sehri koruyan surlarin zarar gören bölümlerini hemen tamir ediyorlardi. Venedik ve Cenevizliler de donanmalariyla Bizans'a yardim ediyorlardi. Fatih Sultan Mehmed Osmanli donanmasinin kusatma sirasinda yeterince kullanilamadigini ve bu yüzden kusatmanin uzadigini düsünüyordu. Istanbul'un Haliç tarafindaki surlarinin zayif oldugu biliniyordu. Bizans bu bölgeye zinciri bu nedenle germisti. Yüksekten atilan tas gülleler Bizans donanmasindan bazi gemileri batirmisti fakat bir kisim donanmanin Haliç'e indirilmesi kesin olarak gerekliydi. Fatih Sultan Mehmed, Istanbul'un fethedilmesini kolaylastiracak önemli kararini verdi. Osmanli donanmasina ait bazi gemiler karadan çekilerek Haliç'e indirilecekti. Tophane önündeki kiyidan baslayip Kasimpasa'ya kadar ulasan bir güzergah üzerine kizaklar yerlestirildi. Gemilerin, kizaklarin üzerinden kaydirilabilmesi için, Galata Cenevizlilerinden zeytinyagi, sade yag ve domuz yagi alinarak kizaklar yaglandi. 21-22 Nisan gecesi 67(yada 72) parça gemi düzeltilmis yoldan Haliç'e indirildi. Haliç'teki Türk donanmasina ait toplar, surlari dövmeye basladi. Ciddi çarpismalar cereyan etti. Bundan sonraki günlerde top savasi, ok, tüfek atislari, lagim kazmalar, büyük ve hareketli savas kulelerinin surlara saldirilari devam etti. Kusatmanin uzun sürmesi ve kesin basariya ulasilamamasi askerler arasinda endise yaratti. Ancak, Istanbul'u her ne sartta olursa olsun almaya kararli olan Fatih Sultan Mehmed kumandanlarin ve alimlerin de bulundugu bir toplanti düzenledi. Cesaretlendirici bir konusma yaptiktan sonra, 29 Mayis'ta genel saldirinin yapilacagina dair kararini açikladi. Çarpismalar sirasinda Bizans'i koruyan surlar üzerinde kapatilmasi mümkün olmayan gedikler açilmaya baslamisti. Surlar içerisine küçük sizmalar oluyor, ancak geri püskürtülüyordu. Ilk defa Ulubatli Hasan ve arkadaslarinin sehit olmak pahasina tutunmayi basardiklari Istanbul surlari, artik direnemiyordu. 53 gün süren ve 19 Nisan, 6 Mayis, 12 Mayis ve 29 Mayis'ta yapilan dört büyük saldiridan sonra Dogu Roma Imparatorlugu'nun 1125 yillik baskenti olan Istanbul, 29 Mayis 1453 sali günü fethedildi. FETHIN SONUÇLARI Istanbul'un fethi, çok önemli sonuçlari da beraberinde getirdi. Fatih Sultan Mehmed, Istanbul'un fethinden sonra batidaki hakimiyeti pekistirmek, sinirlari genisletmek, Islam'i en uzak yerlere kadar yaymak ve Hiristiyan birligini bozmak amaciyla Avrupa üzerine bir çok seferler düzenledi. Sirbistan (1454,1459), Mora (1460), Eflak (1462), Bogdan (1476), Bosna-Hersek, Arnavutluk, Venedik (1463-1479), Italya (1480) ve Macaristan seferleriyle Osmanli Imparatorlugu Avrupa'daki hakimiyetini pekistirdi. Sirbistan Kralligi tamamen ortadan kaldirilip Osmanli sancagi haline getirildi, Mora tamamen fethedildi, Eflak Osmanli eyaleti yapildi, Bosna tekrar Osmanli hakimiyetine alindi, Arnavutluk ele geçirildi. 16 yil süren Osmanli-Venedik Deniz Savaslari sonunda Venedik baris imzalamayi kabul etti. Italya'ya yapilan sefer sirasinda Roma'nin fethi açisindan çok önemli bir merkez olan Otranto, fethedildi ancak Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine kaybedildi. KIRIM'IN FETHI VE KARADENIZ Fatih Sultan Mehmed, Karadeniz'e de hakim olmak istiyordu. Venedik ve Cenevizlilerin Islam dünyasinin aleyhine yaptiklari esir ticaretini önlemek, Istanbul'a gelen ticari mallarin tasinmasinda esas rolü oynayan Kirim sahillerini ele geçirmek, Karadeniz'i bir Türk Gölü haline getirmek amaciyla hareket eden Fatih, ise 1459'da Amasra'yi fethederek basladi. 1460'da Candarogullari Beyligi'ne son verildi. 1461'de Trabzon'un, 1475'de de Kirim'in fethiyle Karadeniz bir Türk gölü haline geldi. Bu sayede Karedeniz'deki Ceneviz üstünlügü sona erdi ve Ipekyolu'nun tüm denetimi Osmanli Devleti'ne geçti. OTLUKBELI SAVASI Karamanoglu Ibrahim'in 1464'te ölmesi üzerine ogullari birbirlerine düsmüslerdi. Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan'in yardimiyla Ishak Bey Karamanoglu beyligine sahip oldu. Bunun üzerine diger oglu Pir Ahmed Bey Fatih Sultan Mehmed'den yardim istedi ve gelen yardim sayesinde Beyligi ele geçirdi. Fakat Pir Ahmed Bey bir süre sonra gidip Venediklilerle anlasinca, bu duruma sinirlenen Fatih Sultan Mehmed, Karaman Seferi'ne çikmaya karar verdi. Konya ve Karaman alinarak Osmanli'ya baglandi. Karaman halki Istanbul'a ve çesitli yerlere göç ettirildiler. Pir Ahmed Bey kaçarak Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan'a sigindi. Bu olay Osmanlilarla Akkoyunlularin arasinin açilmasina neden oldu. Osmanlilar Avrupa ve Anadolu'daki topraklarini genisletirken, Akkoyunlular Devleti'de Dogu Anadolu, Kafkasya, Iran ve Irak üzerinde hakimiyet kurmuslardi. Sinirlarini genisleten iki Türk Devleti arasinda büyük bir savas kaçinilmaz olmustu. Otlukbeli mevkiinde 11 Agustos 1473'de yapilan savasta, devrin en kuvvetli savas teknigine ve araçlarina sahip olan Osmanli ordusu, Uzun Hasan'in kuvvetli süvarilerden kurulmus olan ordusunu birkaç saatte dagitti. Bu savastan sonra Akkoyunlular bir daha kendilerini toparlayamadilar. Fatih Sultan Mehmed, Akkoyunlu tehlikesini bu sekilde engellemis oldu. Anadolu'da ve Rumeli'de birçok sefer düzenleyip pek çok zafer kazanmisti. Buna ragmen güneyde güçlü bir devlet konumunda olan Memlüklerle problemler yasandigi halde sicak bir savastan kaçinmisti. DENIZLERDE DURUM Istanbul'un fethiyle ticaret yollarinin hakimiyeti Osmanlilara geçmisti. Ancak denizlerde Venedik ve Cenevizliler'in etkinligi devam ediyordu. Fatih ticaret yollarinin güvenligini saglamak ve korsanlardan kurtulmak için Ege adalari üzerinde siyasetini agirlastirdi. Ege adalarina seferler düzenlendi. Yeni tersaneler ve gemiler insa edildi. Rodos seferine çikildiysa da alinamadi. IDARI DÜZENLEMELER Fatih Sultan Mehmed, klasik manada Osmanli devletinin idari kurucusu sayilabilir. Istanbul'un fethinden sonra kendisini Kaiser-i Rum (Dogu Roma Imparatoru) ilan etmis ve devlet müesseselerini yerlestirmistir. Fatih, Kanunnamesi ile Atam-Dedem Kanunu dedigi gelenekleri yazili hale getirmis ve buna Kanunname-i Ali Osman denmistir. Divanin idaresini sadrazamlara birakarak, isleri kafes arkasindan takip etmeye baslamis, mutlak vekilim dedigi sadrazami genis yetkilerle donatmistir. Ayrica defterdar, kazaskerler ve diger üst düzey devlet erkaninin görevleri tarif edilmistir. Yeniçeri ordusu 10.000'e çikarilarak güçlü bir merkezi ordu teskil edildiginden uç beylerinin önemi azalmis, böylece merkezi idare saglamlastirilmistir. Anadolu ve Rumeli'nin en kudretli devletinin hükümdari olarak "Han" ünvanini ilk defa o kullamistir. Istanbul'un fethinden sonra Yildirim Bayezid zamaninda elden çikan topraklar yeniden kazanilmis, hatta Rumeli ve Karadeniz kiyilarinda yeni yerler fethedilmistir. Kirim'in fethi ile Karadeniz bir Türk gölü haline getirilmis, Anadolu birligi tamamlanmis ve Rumeli'deki Türk varligi Belgrad'a kadar uzanmistir. Istanbul, Fatih zamaninda bir ilim ve sanat merkezi haline gelmis, Fatih medreseleri klasik Osmanli medreselerinin temelini olusturmustur. Sairler ve ilim adamlari için bir cazibe merkezi haline gelen Istanbul'a bütün Islam dünyasindan bilginler gelmeye baslamistir. MIMARI ESERLER Fatih Sultan Mehmed, otuz yil kadar süren padisahligi sirasinda Osmanli Devleti'ni bir cihan devleti konumuna çikardi. Fatih Sultan Mehmed, essiz bir komutan olmakla beraber, büyük bir devlet adamiydi. Yapmis oldugu çalismalar ile memleketinde büyük çapta bir imar hareketini gerçeklestirdi. Osmanli Imparatorlugu'nun çesitli sehirlerinde 300 kadar cami, 57 medrese, 59 hamam, 29 bedesten, çesitli saray, hisar, kale, sur, han ve köprüler yaptirdi. Istanbul'u fethettigi zaman basta Ayasofya olmak üzere sekiz tane kiliseyi camiye çevirdi. Bugünün üniversitesi olan Fatih Külliyesi'ni 1470 yilinda tamamladi. Hz.Eyyub-i Ensari'nin kabri, Fatih'in hocasi Aksemseddin tarafindan kesfedildi ve üzerine Eyüp Camii yaptirildi. Fatih Sultan Mehmed tarafindan Istanbul'un Fatih semtinde yaptirilan Fatih Camii, 1470 yilinda yine onun tarafindan ibadete açildi. Fatih zamaninda insa edilen Kapaliçarsi, ilerde Istanbul'un en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelecekti. Devrin mimari eserleri arasinda bulunan Yeni Bedesten de çok ünlüdür. Saray-i Cedide-i Amire adi verilen Yeni Sarayi (Topkapi Sarayi) da Fatih Sultan Mehmed yaptirdi
SULTAN IKINCI BAYEZID (1481 – 1512) Babasi : Fatih Sultan Mehmed Annesi : Mükrime Hatun Dogumu : 3 Aralik 1447 Ölümü : 26 Mayis 1512 Saltanati : 1481 - 1512 Devlet Sinirlari : 2.375.000 km2 HAYATI Sultan Ikinci Bayezid 3 Aralik 1448'de Dimetoka'da dogdu. Babasi cihan padisahi Fatih Sultan Mehmed Han, annesi Mükrime Hatun adinda bir Türk kizidir. Uzun boylu, genis gögüslü ve kuvvetli bir vücuda sahipti. Yüzü yuvarlak ve gözleri elaydi. Cesur ve atilgandi. Ayni zamanda çok halim selim ve dinine bagli bir padisahti. Babasi Fatih Sultan Mehmed ilme ilgi duydugu için, oglu Sehzade Bayezid'e iyi bir egitim verdi. O devrin en meshur alimlerinden ders okutturdu ve bütün Islam ilimlerini en iyi sekilde ögrenmesini sagladi. Sultan Ikinci Bayezid yedi yasinda iken, Hadim Ali Pasa nezaretinde Amasya valiligine tayin edildi. Amasya, Selçuklular devrinden beri önemli bir ilim ve kültür merkeziydi. Padisah olacak sehzadelerin yetismesi için, bu vilayette bütün sartlar vardi. Sultan Ikinci Bayezid, dinine çok bagli oldugu için kendisine Bayezid-i Veli denildi. Sultan Ikinci Bayezid, sairleri saraya toplar, onlarla sohbet ederdi. Çok merhametli bir padisah olan Sultan Ikinci Bayezid, gül sik fakirlere sadaka dagitirdi. Arapça ve Farsça'yi gayet iyi biliyordu. Çagatay lehçesi ve Uygur alfabesini de ögrendi. Islam ilimlerinin yani sira, matematik ve felsefe tahsili de yapti. 24 Nisan 1512'de padisahliktan ayrilmak zorunda kalan Sultan Ikinci Bayezid, bir ay kadar daha yasadi ve 26 Mayis 1512'de vefat etti. Erkek çocuklari: Mahmud, Ahmed, Sehinsah, Yavuz Sultan Selim, Mehmed, Korkud, Abdullah, Alimsah Kiz çocuklari:Aynis