Hitler görünüşte aşırı derecede yahudi düşmanı biriydi. Ele geçirdiği yerlerdeki yahudileri toplu katliamlara maruz bırakıyordu. Ancak ilginçtir ki, Nazi tehdidi yahudilerin Filistin'e göçlerini hızlandırmaktan başka bir sonuç doğurmamıştır. Daha sonra Yahudi Ajansı adını alan Dünya Siyonist Örgütü, yahudileri Filistin'e göçe teşvik etmek için çeşitli yollara başvuruyordu. Bu amaçla özellikle yahudi dini unsurlarını sonuna kadar değerlendiriyordu. İdeolojisinin adını da yahudilerce kutsal sayılan ve Kudüs'te yer alan Siyon dağının adından türetmesi de bu amaç içindi. Ancak şu bir gerçek ki, Filistin'e yahudi göçünü hiçbir şey Nazi tehdidi kadar hızlandıramamıştır. Ayrıca özellikle son dönemlerde yapılan araştırmalar ve ünlü Fransız düşünür Roger Garaudy'nin yazdığı "İsrail Devletini Kuran Efsaneler" adlı eserinde de ortaya konan gerçekler Nazilerin iddia edildiği şekilde büyük çapta yahudi katliamları gerçekleştirmediklerini bu konudaki iddiaların çoğunun asılsız olduğunu ortaya koymuştur. Ancak Nazi hareketinin başlamasıyla birlikte koparılan fırtına Hitler'in yönetimine geçen veya onun başlattığı Nazi hareketinin tehdidi altındaki Almanya, Polonya, Romanya vs. gibi ülkelerdeki yahudilerin çekirge sürüleri gibi Filistin'e akın etmelerini sağlamıştır. Bu yüzdendir ki, 1933'e kadar göç edenlerle birlikte Filistin topraklarındaki yahudi sayısı yaklaşık olarak 185 bini bulmuşken, sadece 1933 - 36 arasındaki üç yıllık süre içerisinde toplam 165 bin yahudi bu topraklara göç etmiştir. 1933 öncesinde Filistin topraklarına yerleşen yahudilerin yaklaşık 60 binini Osmanlı döneminde yani 1918'e kadar yerleşmiş olanlar oluşturuyordu. Buna göre İngilizlerin her türlü kolaylığı göstermelerine ve Dünya Siyonist Örgütü'nün bütün teşviklerine rağmen 1918-33 arasındaki 15 yıl içinde toplam 125 bin yahudinin Filistin'e göç etmesine rağmen 1933 - 36 arasındaki üç yılda 165 bin yahudi göç etmiştir. Böylece üç yıllık süre içinde Filistin topraklarındaki yahudi sayısı neredeyse ikiye katlanmıştır. Nazi fırtınasının zorlamasıyla göç edenlerle, 1945'e kadar da Filistin topraklarındaki yahudi nüfus 800 bine ulaştı ve İsrail devleti işte bu nüfusla kuruldu. Bu itibarla İsrail'in asıl kurucusu Hitler'dir dense yanlış olmaz. Çünkü bu nüfus potansiyeli oluşmasaydı İsrail'in kurulması belki yüzyıllar alabilirdi. İşin bir ilginç yönü daha var: Nazi fırtınasının kopmasıyla birlikte yahudiler üzerinde yoğun bir tehdit oluşmasına rağmen Nazi gençler, Almanya'nın büyük şehirlerinin sokaklarında dolaşarak yahudilere: "Nach Palestina (Filistin'e kaçın)!" diye bağırıyorlardı. Yani onlara ölümden kurtulmalarının yolunun Filistin'e kaçmaları olduğunu bildiriyorlardı. Böylece Dünya Siyonist Örgütü'nün dil dökerek Filistin'e çekemediği yahudileri Naziler tehdit yoluyla göçe zorlayabiliyorlardı. Bu olay da Nazilerin asıl amaçlarının yahudileri yok etmek değil Filistin'e göçe zorlamak olduğunu gösteriyordu. Bu gelişmeler Nazi hareketinin arkasında uluslararası siyonizmin bir parmağının olabileceği kanaatlerini te'yid etmektedir. Siyonistlerin Nazi hareketinin gerçek kimliğiyle ilgili tarihi ve belgesel araştırmalardan son derece rahatsız olmaları da bu yüzdendir. Nazi hareketi aynı zamanda, uluslararası siyonizme, yahudi halkını mağdur ve mazlum göstermek, dolayısıyla Filistin'e akın etmelerinin dünya kamuoyu nezdinde makul karşılanmasını sağlamak için iyi bir fırsat vermiştir. Dünya Siyonist Örgütü bu fırsatı çok iyi bir şekilde değerlendirerek 1933'te Prag'da gerçekleştirdiği toplantıda en kısa sürede "yahudi ulusal yurdu"nun kurulması için bütün gayretlerin ortaya konmasına karar vermiştir.
SiTe KuRaLLaRı