Sonbaharda göç ederken, gökyüzünde uzun sıralar halinde gördüğümüz, müthiş bir uçma şampiyonu vardır. Kışın ise, avcıların büyük bir hırsla peşinden koştukları, bir yağ ve et deposu olan bu nimet hakkında bilgimiz pek fazla değildir. Kanada'nın - 40 derecelik soğuğunda bile donmadan hayatını sürdürebilen bu müthiş uçucunun tüylerinin ısıyı korumadaki mükemmelliği hayret vericidir. Bu özelliğinden dolayı en iyi uyku tulumlarının içine, Kanada kazının yumuşak örtü tüyleri doldurulur. Eğer Rahmeti Sonsuz Rabbimiz'in onlara bahşettiği bu mükemmel elbiseler olmasaydı, çok kısa zamanda donmaları işten bile olmayan bu kuşların, göç öncesi depoladıkları yağ, onlar için kışın mühim bir enerji deposudur. Kimi insanların birbirlerine kızdıklarında, "kaz kafalı" diye seslendiklerini duymuşsunuzdur. Bu söz, kazların kıt akıllı olduklarından mı söylenmiştir; yoksa, insanların kazlar hakkında pek fazla bilgileri olmadıklarından mı? Biraz sonra bahsedeceğimiz ayrıntılardan sonra, buna siz karar verin! Göç eden yaban kazlarının, "v" şeklinde bir nizam içinde uçtuklarını hepimiz görmüşüzdür. Bilim adamları kazların neden bu tarzda uçtuklarını araştırmışlar ve neticede hem bazı bilgilere ulaşmışlar, hem de insanlar için faydalı dersler çıkarmışlardır: 1- "V" şeklindeki uçuş esnasında, her kuş kanat çırparak, arkadaki kuşu kaldıran bir hava akımı meydana getirir. Bu formasyonda uçan kaz grubu, birbirlerinin kanat çırpışları sonucu ortaya çıkan hava akımını kullanarak, uçuş menzillerini % 70 nispetinde uzatabilirler. Bu durumda tek başlarına gidebilecekleri azamî yolu, grup hâlinde neredeyse ikiye katlarlar. Bu kuşların böyle ince hesapları yapabilmeleri veya bu uçuş düzeninin tesadüfen oluştuğu iddia edilebilir mi? Kazların bu hâlinden şu dersi çıkarabiliriz: Belli bir hedefi olan ve buna ulaşmak için bir araya gelen insanlar, hedeflerine daha kolay ve çabuk ulaşabilirler. 2- Bir kaz, "v" şeklindeki uçuş düzeninden çıkıp gruptan ayrıldığında, uçmakta güçlük çeker. Çünkü diğer kuşların oluşturduğu hava akımının dışında kalmış durumdadır. Bu durumda, genellikle gruba geri döner ve yoluna tekrar grupla devam eder. Kazların bu uçuş tekniğini bir uçuş mektebinde öğrendiklerini iddia edebilir misiniz? Eğer kafamız bir kaz kadar çalışıyorsa, bizimle aynı yöne gidenlerle bilgi alış verişini sürekli kılar ve gruptan ayrılmayız. 3- Grubun başında giden kaz, diğer kazların oluşturduğu hava akımından istifade edemediği için, daha fazla yorulur. Bu durumda en arkaya geçer ve arkasındaki kaz lider konumuna geçer. Böylece her kaz, grubun her noktasında yer almış olur. İnsanlarımız, bir defa liderlik tahtına oturdular mı, artık bırakmak istemiyorlar. Halbuki kendileri yorulmuş ve yıpranmış olabilirler. Arkalarından gelenlere yol açmaları gerekmez mi? Yaptığımız her işi, yeri ve zamanı geldiğinde başkasına bırakabilmeli. 4- Uçuş hızı yavaşladığında gerideki kuşlar, daha hızlı gitmeleri için öndekileri uyarırlar. Bizler de; ilerlemek ve yol almak için başkalarının ikazlarına ihtiyaç duyarız. Böyle uyarıcılarımız olduğu için de şükretmeliyiz. 5- Gruptaki herhangi bir kuş hastalanırsa veya bir avcı tarafından vurulup uçamayacak duruma gelirse, düşen kuşa yardım etmek üzere gruptan iki kaz ayrılır ve onu korumak üzere, hasta yâhut yaralı kazın yanına gider. Tekrar uçabilene kadar -ya da ölürse, ölümüne kadar-, onunla beraber kalıp yaralı kuşu asla terk etmezler. Gruptan ayrılan kazlar, kendilerine başka bir kaz grubu bularak, yollarına bu yeni grupla devam ederler. Hiçbir kaz grubu, kendilerine bu şekilde katılmak isteyen kazları reddetmez. Adam olmak, sadece, insanlara has bir şey değildir. Bizler arkadaşlarımıza karşı kazlar kadar kadirşinas mıyız? Kazlarla alâkalı enteresan durumlar tabiî ki, bununla da bitmez. Normal şartlarda on yaşına kadar verimli olabilen kazların, bazı kaynaklarda yüz yıl dahi yaşayabildiklerinden bahsedilmektedir. Kazlar; otlaklarda yaşayabilen hayvan türü olduklarından, çiftliklerde sürü hâlinde beslendiklerinde, yemleme giderlerinden % 30 kadar tasarruf sağlanabilir. Bilhassa pancar, fasulye, domates, biber, patlıcan gibi bahçe ve tarla bitkilerine musallat olan yabanî otları, körpe iken tanıyabilmekte ve yetiştirilen bitkiye zarar vermeden yabanî otları yemektedirler. Bu özelliklerinden dolayı, birçok ülkede kazlar, tarlalarda gün boyu otlatılmakta, hattâ bazen gece aydınlatma yapılarak bu yönlerinden istifadeye devam edilmektedir. İlâçla yabancı ot mücadelesi yerine, bu mücadele türü tercih edilerek, kazlar da beslenmiş olmaktadır. Kazların diğer bir dikkat çekici yönleri; dövüş kazı olarak bilinen türlerinin mevcudiyetidir. Aynen dövüş horozunda olduğu gibi, panayır ve yarışlar düzenlenerek kazlar dövüştürülmekte ve üzerine bahisler oynanarak bir eğlence aracı olabilmektedir. Rusya'da, birkaç tür, dövüş kazı olarak yetiştirilmiştir. Bu yetiştirme tarzı, çoğu zaman dövüş horozu yetiştirmeye benzemektedir. En saldırgan kazlar, damızlık olarak seçilmektedir. Tula ve arzamas bu yolla elde edilen dövüş kazlarındandır. Rusya ve İngiltere'de 17. ve 18. yy'da Kraliyet Dövüş Karşılaşmaları çok popüler idi. Arzamasın hemen hemen bir kuğu kadar iri olduğu söylenmektedir. 1906'dan itibaren Rusya'da kaz dövüşleri yasaklanmıştır. Bu arada, kazların hissî hayvanlar olduğunu söylemeliyiz. Kazlar, otlamaktan geldikten sonra, barınaklarının avlusuna biraz yem serpilmesinden ve bunları yemekten zevk alırlar. Buna alışmış kazlar; bir gün bile yem serpilmezse, bir sonraki gün otlamaya çıktıklarında geri dönmeyip, arazide kalmayı tercih etmektedirler. Kazlar; kuluçkaya yatma işleminin sonlarına doğru; bilhassa ilk civcivler çıkmaya başladığında dikkatle gözlenmelidir. Yoksa ilk çıkan yavruları da yanlarına alarak hemen gezintiye çıkmaktadırlar. Dolayısıyla geride kalan yumurtalar açıkta kalmaktadır. Kazlardan elde edilen ürünler Et, yağ, karaciğer ve tüydür. Kaz eti ve yağı özellikle soğuk iklim insanlarının başlıca kışlık yiyeceğini teşkil etmektedir. Bu yüzden bilhassa Rusya, Çin, Kanada, Fransa ve Polonya'da -ülkemizde de Kars ve çevre köylerinde-, sıkça yetiştirilmektedir. Kaz karaciğeri; hususî lezzetinden dolayı, lüks sofraların yiyeceği konumundadır. Bilhassa Fransa, yılda 900 ton ile kaz ciğeri üretimi bakımından iyi bir noktada olmasına rağmen, tüketimini karşılayamamakta ve her yıl tonlarca kaz karaciğeri ithal etmektedir. Tüyleri özel şampuanlarla yıkanıp kurutulduktan sonra; yastık, yatak, yorgan ve minder gibi ev eşyalarında değerli bir dolgu malzemesi olarak kullanılmakta ve yıllarca deforme olmamaktadır. Kazların hemen hemen hiçbir kısmı israf olmamaktadır. Kanatlı hayvanların, bilhassa tavukların, hastalıklara karşı ne kadar hassas oldukları ve salgın bir hastalık karşısında ne kadar büyük zararlara yol açtıkları bilinmektedir. Kazların da maruz kaldıkları bazı hastalık türleri olmasına rağmen, tavukların yakalandıkları hastalıkların birçoğuna karşı dirençli olduklarından, tavukların yaşayamayacakları kadar kötü şartlarda bile hayatlarını devam ettirebilmekte ve verimli olabilmektedirler. Bütün bunlar kazların, enteresan hayvanlar olduğunu göstermektedir! Yaratılan her şeyde, mutlaka ibret alınacak noktalar vardır. Yeter ki, bizler düşünen varlıklar olarak, ülfet gözlüklerini bir kenara atıp, etrafımıza hikmet gözlüğüyle bakabilelim.
Sensiz Can CekismeLerim Boqusuor Ruhsuz BedenimLe..! 1 lc lsyan MisaLi, Hükmedemior Beynim kaLbime.. Aqır qeLior PompaLadıqı Kan iLikLerime..! Hani ' Et Tırnaqtan AyrıLmas ' DerLer Yha.... " YaLan !! " TırnakLarıMı SöktüLer ! Bir Bir eTimdeN ßeniM.. 1 qün SaDece 1 qün VéRin Bana SonRa DöNeRim KaRaNLıqa
ya esmerciq eline sağlık hakkaten ilginç öle 5.özellikleri cok deişik ya :S
SiYaH - KıRMıZı ŞiMeNDiFeRLeR Bu dünya değil ki tenha değil yarım yarınlarında falına bakalım öykülerde sararırım. Yok, hakkım hayata dair hatırım, duraktayım dudakta bir kelam kulakta son fısıltı aklın. Yardım et yanımda kal tanıklık et, adım hayal, umutlarım var ellerimde belki hepsi sürre al ve bir meal gecikmelerde sual'de kaldı aklı düşlerim yalan umutlarımsa gölge kaplı.
esmercik=seLin.. (; evet oda benım iLgimi cekti canım..
gamze demeseydi zor ilgimi çakardi ama çok güzel bir madde.iyiki bahsetmişsin gamze.bukadar duyarlılıga insanlarda bile zor raslanır.
evet..
İlginç tabi
Allah herşeye kadir boşuna dememişler . tekrar eline sağlık selinciq :)
öyle tabiiiii