Noktam Noktam Dün bir dosttan uzun bir mektup aldım. Beni anlatmış sana Ve sen ona “unuttum artık onu” demişsin hem de bu sözü gülerek makam-ı iftiharla söylemişsin unutamazsın Nokta Noktam Unutamazsın Çünki insanın unutması için Unutulması gerek Oysa sen Hala bende esen Eski kavak yelisin Unutamazsın Kan değil tüküremezsin Ruj değil silemezsin Dişi dudaklarına dişimle yazdığım İki heceli erkek adımı…. Unutamazsın Nokta Noktam unutamazsın Seninle biz hala bir tabakta İki badem içi gibiyiz Baharsın kokacaksın Güneşsin yakacaksın Sabah yatağım kadar rüya dolu Sabah yatağım kadar sıcaksın Unutamam Unutamazsın Şimdilik bu kadar Öbür mektuba Daha diyeceklerim var Gücenme sakın Darılma bana Ankara günlerimin beyaz ufkundan Binlerce selam sana Bahar başladı Nokta Noktam Anakara’da bahar Verimli toprak ama Aylar varki sana Tek satır Yazamadım Oysaki şimdiki bahar Ötüşlerde adın Kokuşlarda tadın var Artık yazmalıyım Takvime baktım bu sabah Ayrılalı beş ay olmuş Beş ay denen nesne tam Yüzeli gün eder Bunca uzun bir ayrılıksa İnsanı her şeye küskün eder İnan bana nokta noktam İnan bana Dargınlığım herkese Ve tek hasretim sana Düşünüyorum hava keskin kokularla dolu Düşünüyorum aşıklar pazarına çıkan yolu Bu yolun sağında yükselen Her geçişte penceresinden tebessümler gelen Bahçesinde iri Yediveren kayısı gülleri Açan evi…. Düşünüyorum bir türlü gelmiyor Düşüncelerin ardı Ablan yanımdan çorapsız geçer Başörtüsüz annen Benden kaçardı Düşünüyorum Bu mevsimde baban Her akşam Bir yerine iki şişe içerdi Miyoplaşınca gözleri “Şair iç be oğlum, bahar dişidir doğurur” derdi Bahar başladı Nokta Noktam Ankara’da bahar Gönül ufkunda yağmur bulutları Cennet obada artık Sevemiyorum, sevemiyorum Sensiz baharı Sen ey! Yirmidört baharımın en güzel süsü Sen ey! Mutlu günlerimin mutlu türküsü Sen ey! Altın gözlerimin hisli dünyası Ebedi yolculuk yaşatan Sen ey! Çıplak bir hançer gibi Boylu boyunca gönlümde yatan Sen ey! Her şeyim olan her şey Son mektubunda Söz verdin “tut” diyordun Tuttum “unut” diyorsun Unutmak mı? Ne mümkün seni unutmak Güneş tekrar doğmayı unutabilir mi? Sen ey! Yirmidört baharımın en güzel süsü Sen ey! Mutlu günlerimin mutlu türküsü Her şeyim olan her şey Bu gece yılbaşı Başkentte kar yağıyor Nokta Noktam Başkentte kar Ve tütüyor gözlerimde Küllenmiş bir mangal gibi eski hatıralar, Başkentte kar yağıyor Başkentte kar Bu gece yılbaşı Bilirsin ki Nokta Noktam Yılbaşında hesaplanır Çoğu zaman insanları yaşı Bu yılbaşı Tokmaklarında dört hece Eğilmiş üstüne sessizce Şehrin kule saati Bilir misin Nokta Noktam Bilir misin ne dedi? “şair kutlu olsun, yaş otuzyedi” Bir el saçlarından tutarak kalbimi Sana kadar sürükledi Bu gece yılbaşı Başkent ayakta Çalına “Tuna dalgalarıydı” komşu plakdan Ya da kıvrak bir vals havası Başladı gönlümün yine On yıl evvelki kanaması Ne günler di? Sen onyedisin de Sevgilerin sesinde Başı duman duman bir kız Ben yirmidört üstünde Gönlü gördüğü her güzelle nişanlı Öylesine bir şair Öylesine bir delikanlı Ne de çabuk geçti zaman Hey gidi dünya hey Bu gece yılbaşı dışarıda kar yağıyor Dışarıda kar Ve tütüyor gözlerimde Küllenmiş bir mangal gibi Eski hatıralar Köşede bir kırlent Kırlentte bir resim Bartın da bahar Elimle yapmışım “asma köprüsü”nden “Kocanoz deresi” Sağda ortaokul Solda Çakık Bey’lerin elma bahçesi Derede bir kayık Küreklerde sen Dümende ben Hava berrak Hava ılık Hava temiz Ve sularda sarmaşan gölgemiz Bu gece yılbaşı Başkent ayakta Çalınan “Tuna dalgaları” değildir Komşu plakda Gönlüm bu diyardan çok uzakta dışarıda kar yağıyor, dışarıda kar Ve tütüyor gözlerimde Küllenmiş bir mangal gibi eski hatıralar Ümit Yaşar Oğuzcan