X



Konu Bilgileri
Konu Başlığı
BaşLangıçtan 1923'e kadar Türk DevLetLeri
Konudaki Cevap Sayısı
0
Konuyu Açan Kişi
e1b9r0u3
Görüntülenme Sayısı
16





Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
BaşLangıçtan 1923'e kadar Türk DevLetLeri
Yazar Mesaj
e1b9r0u3
~~ BeŞikTa$k ~~
Administrators

Üye No: 3
Katılım: Jun 2006
Yer: sAkArYa meRKez
Mesajlar: 9,417
Grup: Administrators
Durum Çevrimdışı

Rep Ver :
Rep Puanı : 67
Ruh Hali
mesgul

MSN araciligi ile mesaj yolla Yahoo araciligi ile mesaj yolla ICQ araciligi ile mesaj yolla AIM araciligi ile mesaj yolla




Mesaj: #1
BaşLangıçtan 1923'e kadar Türk DevLetLeri

türkLer ve iLk türk devLEtLEri

TürkLer, M.Ö. 7. yüzyılda Köğmen dağları eteklerinde, Ural-Altay grubunun bir dil altında birleşmiş halk topluluğu olarak tarih sahnesine çıktılar. Tarih boyunca Asya, Avrupa ve Afrika'da irili ufaklı bir çok devlet kurdular. Gittikleri coğrafyalara kendi kültürlerini de götürdüler; o coğrafyalardaki kültürlerden de etkilendiler.

Çin kaynaklarına göre Asya'da Türk siyasi varlığı ilk kez M.Ö. 3. yüzyılda Hunlar'la başladı. Mete Han zamanında büyük bir imparatorluk kuran Hunlar, Moğolları ve Yeniçileri yenerek, Çin'in batı kapıları ile ticaret yollarını denetimleri altına aldılar. Mete Han öldüğünde Büyük Hun İmparatorluğu, mülki ve askeri teşkilatı, iç ve dış politikası, dini, ordusu, savaş tekniği ve sanatı ile gücünün doruğundaydı.

Asya Hun İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra, 552 yılında Altay dağlarının doğu eteklerinde Göktürk İmparatorluğu'nun tarih sahnesine çıktığını görüyoruz. Türk sözünü ilk kez resmi devlet adı olarak kabul eden Göktürkler, eski Hun İmparatorluğu'nun başkent bölgesi Ötüken'i kendilerine merkez seçerek önce hakanlık kurdular, daha sonra geniş bir coğrafyaya yayılarak imparatorluk haline geldiler. Yalnız savaşçılık ve alplık ile hakanlığın yönetilemeyeceğini, bilgeliğin de gerekli olduğunu savunuyorlardı. Bilge Kağan ve Kül Tigin, Türk devlet adamlığının en bilge ve en kahraman kişileri olarak tarihte yer aldılar. Her iki hakan ve yine Göktürk hakanlarından olan Tonyukuk, icraatlarını, Orhun Yazıtları denilen Türk tarihinin ilk yazılı belgeleri ile ebedileştirdiler.

Uygurlar, 741 yılında, Göktürklerden sonra üçüncü Türk devletini kurdular. Orhun ve Selenge vadilerinin yerli halkı olan Uygurlar, kuzeybatıdaki Kırgız Türkleri'nin başkente düzenledikleri baskın sonucu dağıldılar.

Göktürk Hakanı Kül Tigin Heykeli Ulanbatur – Moğolistan



Batı Türkleri ve "Savaş Tanrısı'nın Kılıcı"


Aral gölü ile Türkistan bölgelerinde yaşayan ve Asya Hunları'nın torunları olan Batı Hunları, Uarlar'ın baskısıyla yurtlarını terk ederek Volga'nın batısına geçtiler. Başbuğu Balamir, Doğu Gotlar'ı yıktıktan sonra, Batı Gotları'na hücuma başlayınca, Vizigotlar kitleler halinde batıya doğru kaçıyor, Hun askerleri onları kovalıyordu. Avrupa'nın etnik yüzünü değiştiren ve Roma İmparatorluğu'nun kuzey eyaletlerini altüst ederek İspanya'ya kadar uzanan tarihi "Kavimler Göçü" böyle başladı.

Avrupa'da kurulan ilk Türk devleti olarak bilinen Batı Hun İmparatorluğu'nun başına 434 yılında Attila geçti. Avrupa'daki bütün barbar kavimlere, bu arada Bizans ve Batı Roma'ya da boyun eğdiren Attila'nın zamanında Batı Hun İmparatorluğu'nun sınırları Ren Nehri kıyılarından Volga Nehri'ne kadar çok geniş bir coğrafyaya yayılmıştı. Hıristiyan dünyası, Savaş Tanrısı Ares'in kılıcını Attila'nın eline verdiğine inanıyordu. Ares'in kılıcı ile dünyayı fethetme ve yeryüzüne hükmetme yetkisi Tanrı tarafından Attila'ya verilmişti.

453 yılında ölen Attila'yı tarih, bütün zamanların en ünlü ve en yetkin komutanı olarak kaydeder. İnsanların hafızasında efsaneleşen büyük başbuğ için Avrupa'nın her köşesinde, yüzyıllarca dilden dile dolaşan efsaneler türetildi. Hakkında sayısız kitap yazıldı; adına operalar düzenlendi. Şairlere, romancılara, ressamlara, heykeltıraşlara konu oldu. Attila'nın ölümünden sonra, Avrupa'da esen Türk fırtınası da sona erdi.

Batı Hunları, Türkler'e Avrupa yolunu açtı. Türk kültür ve uygarlığını Avrupa'ya taşımakla yetinmedi, barbar kavimlerin tehdidi altında olan oradaki uygarlıkları da korumaya aldılar. Asya'dan Avrupa'ya uzanan yolu 900 yıl sürecek Türk göçlerinin hizmetine açtılar.


Tonyukuk’un 2. Anıtı’nın Batı Tarafındaki Yazıtı

Batı Hun Türkleri'nden sonra Avrupa'da varlığını ve gücünü kabul ettiren ikinci Türk kavmi, Avarlar oldu. Göktürk Devleti'nin kurulması üzerine 552 yılında batıya doğru kaçmaya başlayan Avarlar, önce Kafkasya'ya ve Karadeniz'in kuzeyine yerleştiler. Batıya doğru ilerleyişlerini sürdürerek, Sabirler'i ve Onogurlar'ı yendikten sonra Tuna boylarında göründüler. Balkanlar'a sık sık akınlar yaptılar. Bugünkü Yugoslavya'dan Almanya'ya kadar olan bölgede egemenlik kurdular. Tuna boylarındaki Slavlar ile Karadeniz kıyılarında yaşayan Bulgarlar'ı yönetimleri altına aldılar. Hükümdarları Bayan Kağan Han zamanında Avar İmparatorluğu'nun sınırları Volga Nehri'nden Elbe Irmağı'na, Kuzey Denizi'nden Adriyatik'e kadar uzanıyordu. Bulgar Türkleriyle birlikte 626'da İstanbul'u kuşatarak Bizans surları önüne kadar geldiler. Tarihte İstanbul'u ilk kuşatan Türkler, Avarlar'dı. Fransız İmparatoru Şarlman'ın 791'den itibaren 15 yıl boyunca sürekli saldırması, Avarlar'ın gücünü giderek zayıflattı. Tuna ile Tizsa akarsuları arasında kalan Macaristan ovasını yurt edinip imparatorluklarını burada sürdürmek istediler. Fransız saldırıları devam etti ve parçalanan Avar grupları Doğu Macaristan ile Balkanlar'a dağıldı. 805'te ulusal benliklerini yitirdiler ve tamamen ortadan kalktılar.

Avrupa'da Avarlar'ın varlığının sona ermesinden sonra Hazarlar'ın varlığı başladı. Göktürkler'in devamı olan Hazarlar, Avrupa'nın doğusunda Sabir Devleti'nin Avarlar tarafından yıkılmasından sonra ortaya çıktılar. 7. ve 10. yüzyıllar arasında İdil'den Volga'ya, Çolman ve Kiev'e kadar uzanan güçlü bir devlet kurdular. Hazarlar, 7.-9. yüzyıllar boyunca Doğu Avrupa'ya tam bir barış çağı yaşattılar. Hazar Devleti, egemen olduğu topraklarda yaşayan çeşitli dinlere mensup insanlara büyük bir dinsel hoşgörü göstermiş, dinsel hoşgörü konusunda tarihin ilk ve ender devletlerinden biri olmuştur. En yaygın dil olarak Türkçe'yi konuşan Hazarlar'ın tarihteki en önemli işlevlerinden biri de Hazar Denizi'ne adlarını vermeleriydi. I. Harun döneminde doğu bozkırlarından gelen Peçenekler'in saldırısına uğrayan ve onların batıya ilerleyişini durduramayan Hazarlar, Rus kuvvetlerinin Hazar kentlerini sürekli basarak yağmalamaları karşısında fazla dayanamadılar. Ruslar, son Hazar Hakanı Yusuf döneminde Hazarlar'a ait toprakların büyük bir bölümünü kendi topraklarına kattılar. Hazarlar'ın devlet olarak siyasi varlıkları 968 yılında sona erdi.

Doğu ve Güneydoğu Avrupa ile Balkanlar'da 10. yüzyıldan itibaren Peçenekler'in sahneye çıktıklarını görüyoruz. Peçenekler, Hazar-Oğuz ittifakının yoğun baskılarına dayanamayarak Volga'yı geçtiler ve Macaristan'a ulaştılar. Macarlar'ı yurtlarından çıkartarak 880 yıllarında o topraklara yerleştiler. Don Nehri'nden Volga Nehri'nin batısına kadar uzanan bozkırlara yayıldılar. 11. yüzyılda Dnyester boyuna ve bugünkü Besarabya'ya kadar indiler. 1091'de İzmir Emiri Caka Bey'le birlikte İstanbul'u zapt etmek üzere harekete geçtiklerinde, Meriç Nehri dolaylarında yapılan kanlı savaşta Bizans-Kuman birleşik kuvvetleri karşısında tarihlerinin en ağır yenilgisine uğradılar. Böylece Peçenekler'in siyasi hayatı sona erdi. Sağ kalan Peçenekler'in bir kısmı Macaristan'a gitti. Esir düşenler ise Makedonya'da kaldı. Peçenekler'in tarih sahnesinden çekilmeleriyle Türkler'in Avrupa serüveninin 700 yıl süren ilk aşaması sona erdi. Türkler artık 200 yıl boyunca Avrupa'da görünmeyeceklerdi.

İslami Dönem Türk Tarihi---

Uygur devletinin 840'ta yıkılması üzerine Karluk yabgusu, kendisini bozkırlar hakiminin kanuni halefi ilan ederek Karahanlılar Devleti'ni kurdu. Karahanlılar devri, Türk tarihinde önemli bir dönüm noktası sayılır çünkü Karahanlı hükümdarı Saltuk Buğra Han zamanında İslamiyet resmi din olarak kabul edilmiştir. Türk-İslam kültür ve uygarlığı denilen tarihi gelişmenin temelleri de bu dönemde atılmıştır.

Gazneliler, Karahanlılar'ın hüküm sürdüğü dönemde başkenti Afganistan'daki Gazne şehri olan ikinci bir devlet kurdular (969-1187). İlk kez "sultan" unvanını kullanan Gazneli Mahmud, Hindistan'a birçok sefer düzenledi ve buraları İslamlaştırarak bugünkü Pakistan'ın temellerini attı. Gazneliler, Sultan Mahmud'dan sonra Selçuklular'la yaptıkları Dandanakan Savaşı'nı (1040) kaybederek Hindistan'a çekilmek, sonra da Selçuklu egemenliğine girmek zorunda kaldılar.

Büyük Selçuklu Devleti (1040-1157) ise Oğuzlar'ın Kınık boyuna mensup Selçuk Bey tarafından kuruldu. Devletin sınırları Marmara Denizi'nden Asya'da Balkaş Gölü'ne; Kafkaslar, Hazar Denizi ve Aral Gölü'nden, Hindistan sınırları ve Yemen'e kadar uzanıyordu. Selçuklular, Karahanlı ve Gazneliler'e üstünlük sağlayarak Türk birliğini kurmayı başardılar. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, 1055 yılında Abbasi Hilafet Merkezi Bağdat'a girerek Şii Büveyhi Devleti'ne son verdiği için halife tarafından kendisine "Dünya Sultanı" unvanı verildi. Onun yerine geçen oğlu Sultan Alparslan zamanında ülkenin sınırları daha da genişledi.

Alparslan, Bizans İmparator'u Romanos Diogones'i 1071'de Malazgirt'te ağır bir yenilgiye uğratarak Türkler'e Anadolu'nun kapılarını açtı. Sultan Melikşah zamanında ise Selçuklu Devleti, tarihinin en parlak dönemini yaşadı. Batı üniversitelerinin mimarisine temel olan Nizamiye Medreseleri de bu dönemde yaptırıldı.

Melikşah'ın ölümünden sonra Büyük Selçuklu Devleti, Suriye Selçukluları (1092-1117), Irak ve Horasan Selçukluları (1092-1194), Kirman Selçukluları (1092-1187) ve Anadolu Selçukluları (1092-1194) gibi küçük devletlere ayrıldı. Büyük Selçuklular'ın toprakları üzerinde ayrıca, Sultan Melikşah'ın saray hizmetinde bulunan Anuş-Tegin'in oğlu Muhammed Harzemşah tarafından, Aral Gölü'nün Ceyhun Irmağı'na döküldüğü güney sahasında Harzemşahlar Devleti (1097-1231) kuruldu.

Büyük Selçuklu Devleti'nin yerine kurulan en önemli devlet, Anadolu Selçuklu Devleti'ydi. Kutalmışoğlu Süleyman Bey tarafından kurulan devletin merkezi İznik'ti. Oğlu I. Kılıçarslan zamanında Haçlı Seferleri'nin başlaması ve İznik'in Bizans'a verilmesi üzerine başkent, Konya'ya taşındı. I. Kılıçarslan'ın oğlu I. Mesud zamanında Konya'ya yönelen Haçlılar, Ceyhun yakınlarında yenilgiye uğratıldı. I. Mesud'dan sonra yerine geçen oğlu II. Kılıçarslan ise, Denizli yakınlarındaki Myriokephalon'da Bizans ordusunu bozguna uğratarak, Bizans'ın Anadolu'daki etkisini tamamen ortadan kaldırdı. Sultan I. Aleaddin Keykubat zamanında ise Anadolu Selçukluları en parlak dönemini yaşadı. Ancak hükümdarın zehirlenerek öldürülmesi ülkede karışıklıklara neden oldu. Babailer isyanını Moğol istilası izledi. 1243'teki Kösedağ savaşından sonra Anadolu, Moğollar tarafından yakılıp yıkılarak istila edildi. 13. yüzyılın sonlarına doğru Moğol egemenliğinin zayıflamasıyla, sınırlarda yerleşmiş olan Türkmenler, Anadolu topraklarında Karaman, Germiyan, Eşref, Hamid, Alaiye, Ramazan, Dulkadir, Taceddin, Menteşe, Candar, Pervane, Sahib Ata, Karesi, Saruhan, Aydın, İnanç ve Osmanoğulları beyliklerini kurdular. "Beylikler Dönemi" denilen bu devrede Anadolu tamamıyla Türk yurdu haline geldi ve Moğol tahribatına uğramış olan ülkede yeni bir refah dönemi başladı.

Türk Kölemen (Memlük) Devleti, Mısır'da Eyyubi hükümdarı Es-Salih Necmeddin'in ölümünden sonra ordu komutanı İzzeddin Aybeg tarafından kuruldu (1250-1382). Aybeg'in sultanlığı zamanında Mansure zaferi kazanılarak, 7. Haçlı Seferi, etkisiz bırakıldı. Seyfeddin Kotuz zamanında Moğol-Ermeni-Haçlı müttefikleri ağır bir yenilgiye uğratılarak Suriye'ye sokulmadı. Memlük sultanları müslümanlığa yaptıkları hizmetlerden dolayı "Hadımü'l-Harameyn" (Mekke ve Medine'nin Hizmetkârı) unvanını kazandılar ve İslam dünyasında haklı bir şöhret edindiler. Memlük Devleti'nin varlığına Osmanlılar tarafından son verildi.

Timurlular da 14. yüzyılın önemli devletlerinden biriydi (1370-1507). Çağatay hanlıklarından birinin başında olan Timur tarafından kuruldu. Timur, otuz beş yıl gibi kısa bir sürede devletini, sınırları Volga Nehri'nden Ganj Nehri'ne, Tanrı Dağları'ndan İzmir ve Şam'a kadar uzanan bir imparatorluk haline getirdi. İmparatorluk, Timur'un ölümünden sonra, kurulduğu gibi hızla parçalandı. Timurlulardan sadece Hüseyin Baykara Horasan'da tutunabildi. Başkent Herat, Türk tarihinin önemli kültür merkezlerinden biri haline geldi. Türk şairi ve devlet adamı Ali Şir Nevai burada yetişti.

Oğuzlar'ın Yıva, Yazır, Döğer ve Avşar boylarından oluşan Karakoyunlu Türkmen grubu, Erbil-Nahçıvan arasında Karakoyunlu Devleti'ni kurdu (1380-1469). Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf, Timur'un baskısı karşısında Osmanlı hükümdarı Yıldırım Bayezid'e sığınmak zorunda kaldı. Bu da Ankara Savaşı'nın nedeni sayıldı. Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden toparlanan Kara Yusuf, 1406'dan sonra eski devletini yeniden kurarak, Mardin, Erzincan, Bağdat, Azerbaycan, Tebriz, Kazvin ve Sultaniye'yi topraklarına kattı. Kara Yusuf'un ölümünden sonra ülkede karışıklıklar çıktı. Cihan Şah ülkeyi yeniden birleştirmeyi başardıysa da Akkoyunlu Uzun Hasan'a Mardin'de yenildi ve Akkoyunlular'ın egemenliğine girdi.

Akkoyunlu Türkmenleri de Moğol hakimiyetinin yıkılışı sırasında Diyarbakır-Malatya bölgesinde Akkoyunlu Devleti'ni kurmuşlardı. Asıl kurucusu Kara Yülük Osman Bey olan Akkoyunlular, en parlak yıllarını Uzun Hasan döneminde yaşadı. Sınırları Hazar Denizi'nden Suriye'ye, Azerbaycan'dan Bağdat'a kadar uzandı. Fakat Uzun Hasan'ın Fatih Sultan Mehmed'le yaptığı Otlukbeli Savaşı'nı (1473) kaybetmesi Akkoyunlu Devleti'nin sonu oldu. Bu da, dinsel bir heyecanla Ustaçlı, Rumlu, Musullu, Tekeli, Bayburtlu, Karadağlı, Dulkadirli, Karamanlı, Varsak ve Avşar gibi Türkmenleri yanına alan Şah İsmail'in Sefevi Devleti'ni kurmasına yardımcı oldu.

İran'da siyasi birliği kuran Şah İsmail, katı bir Şiilik heyecanıyla ülkenin sınırlarını genişletti. Ancak Anadolu'ya da göz dikince Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim'le Çaldıran'da karşı karşıya geldi ve ağır bir yenilgiye uğradı (1514). Şah İsmail'den sonra yerine geçen bütün Sefevi hükümdarları Osmanlılarla mücadele etti fakat her savaşı kaybettiler. Sefeviler Devleti Nadir Şah döneminde sona erdi.

Türkçe yazdığı "Vekayi Babürname" adlı eseriyle ün yapan Timur hanedanından Zahirüddin Babür, Hindistan'a giderek Türk-Hint (Babür) İmparatorluğu'nu kurdu (1526-1858). O'nun ölümünden sonra hükümdar olan oğulları Humayun ve Ekber zamanlarında devlet daha da geliştirildi ve Hindistan .yarımadasının büyük bir bölümü tek yönetim altında birleştirildi. Şah Cihan adıyla hükümdar olan Hürrem devrinde, siyaset ve sanat alanlarında en parlak dönem yaşandı. Agra'da dünyanın en güzel mimari eseri sayılan Taç Mahal inşa edildi. Osmanlı Devleti'nden bu eserin inşası için mimarlar gönderildi.

I. Alemgir'in zamanında başlayan iç karışıklıklar, II. Bahadır Şah zamanına kadar sürdü. 1858'de çıkan bir isyanı bastıran İngilizler, Hindistan'ı İngiltere'ye bağladılar ve Kraliçe Victoria'yı Hindistan İmparatoriçesi ilan ettiler.

Osmanlı İmparatorluğu (1299-1923)---

İmparatorluğu, Oğuzlar'ın sağ kolu olan Günhan Kolu'nun Kayı Boyu'na mensuptu. Osman Bey, Uç'taki Oğuz beylerinin tümünün ittifakıyla başa geçti ve Ahiler'in en itibarlı reislerinden Şeyh Edebali'nin kızıyla evlenerek Ahiler'in de nüfuzundan yararlandı. Anadolu'daki Türk beyliklerini birleştirerek kısa sürede Türk birliğini kurmayı başaran Osmanlılar, önce Rumeli'ye geçtiler. Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Bey, beş bin kişilik bir orduyla İstanbul'un kuzeyindeki kıyı bölgesini ele geçirmek üzere 1353'te Trakya'ya, Şehzade Süleyman Paşa'nın da Gelibolu Yarımadası'ndan Avrupa'ya ayak basması Türk tarihinin önemli olaylarındandı. Osmanlılar, o tarihten itibaren Rumeli'de hızla ilerlediler. Orhan Gazi'nin ölümünden sonra padişah olan I. Sultan Murad Han, Balkanlar'ın gerçek fatihi oldu. Osmanlı orduları, 1350'lerden itibaren Trakya ve Bulgaristan üzerinden batıya doğru ilerlemeye başladılar. 1362'de Edirne fethedildi ve başkent, Bursa'dan oraya taşındı.


Osmanlı İmparatorluğu'nun En Geniş Sınırları


1363'te Filibe ve Zağra alındı, Meriç vadisine hakim olundu. Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethederek (1453) Bizans'ın varlığına son vermesi ise Ortaçağ'ı bitirip Yeniçağ'ı başlattı.

Batıda Sırplar, Bulgarlar, Macarlar, Venedikliler, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, İspanyollar, Papalık, İngiltere, Polonya, zaman zaman Fransa ve Rusya; doğuda ve güneydoğuda Akkoyunlular, Timurlular, Memlükler, Sefeviler ve Karamanoğulları devletleriyle mücadele eden Osmanlılar, varlığını 20. yüzyıla kadar sürdürecek olan üç kıtaya yayılmış bir cihan imparatorluğu kurdular. Yavuz Sultan Selim Mısır'ı fethederek Hilafet'in Osmanlılar'a geçmesini sağladı. Kanuni Sultan Süleyman zamanında sınırları kuzeyde Kırım'dan güneyde Yemen'e ve Sudan'a; doğuda İran içlerine ve Hazar Denizi'ne; kuzeybatıda Viyana'ya ve güneybatıda İspanya'ya kadar uzanan Osmanlı İmparatorluğu gelişmiş bir devlet örgütüne, güçlü bir orduya ve maliyeye sahipti.

Osmanlı İmparatorluğu 16. yüzyıldan itibaren Avrupa'ya karşı ekonomik ve askeri üstünlüğünü kaybetmeye başladı. 19. yüzyılda ise milliyetçilik hareketleri ve Rusya ile bazı Avrupa devletlerinin kışkırtmalarıyla Osmanlı topraklarında ayaklanmalar birbirini izledi.


Piri Reis Haritası, 1500'ler. Piri Reis denizciler için Beşik Koyu’na ve Çanakkale Boğazı’ndan geçişe ait ilk ayrıntılı açıklamaları vermiştir.



I. Mahmud döneminde yaptırılan Kücüksu Kasrı – İSTANBUL



İmparatorluktan kopan Hıristiyanlar bağımsız devletler oluşturdu. Osmanlılar'ın 19. yüzyıl boyunca süren reform çabaları da çöküş sürecini durduramadı. II. Abdülhamid dönemine rastlayan I. Meşrutiyet'in (1876) ilk kez Türkiye'ye batılı anlamda bir anayasa kazandırması da işe yaramadı. Zaten "Jön Türkler" denilen aydınlar tarafından hazırlanarak II. Abdülhamid'e zorla kabul ettirilen bu anayasa ile Osmanlı Devleti'nde başlayan meşruti yönetim, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nı bahane eden padişahın Meclis'i kapatmasıyla sona erecekti. Jön Türkler'in muhalefet hareketi olarak gelişen İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Meşrutiyet'i tekrar ilan ettirmesi (1908), 31 Mart isyanını bastırarak iktidarı ele geçirmesi, imparatorluğu yeni sorunlarla ve maceralarla karşı karşıya bıraktı. İtalyanlarla yapılan Trablusgarp Savaşı (1911-1912) ve hemen ardından patlak veren Balkan Savaşı'nın (1912-1913) kaybedilmesi, iktidardaki İttihat ve Terakki'nin tek parti diktatörlüğüne yol açtı. Bir oldu bittiye getirilerek Almanlar'ın yanında girilen Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) ise imparatorluğun sonunu getirdi. Savaştan sonra imzalanan Mondros Mütarekesi'nin ardından Rusya, İngiltere ve Yunanistan, Osmanlı topraklarını işgale başladı.


Osmanlı Kültür ve Uygarlığı---

600 yıl boyunca üç kıtaya hükmeden Osmanlı İmparatorluğu, görkemli bir kültür ve uygarlık mirası bıraktı. Ayrıca kendisinden önceki bütün Türk ve Türk olmayan ulusların kültür, sanat ve bilim birikimine sahip olarak uygarlık tarihine önemli katkılarda bulundu. Kendisine has mimarisi, taş ve ahşap oymacılığı, çinicilik, süsleme, minyatür, hat sanatı, ciltçilik gibi sanat alanlarında değerli eserler meydana getirdi. Dünya siyasetinde yüzyıllarca etkili olan imparatorluk, çok geniş coğrafyadaki değişik din, dil ve milliyetlere mensup vatandaşlarına adil ve hoşgörülü davrandı. Din ve vicdan özgürlüğü sağlayarak, bünyesindeki ulusların dil ve kültürlerini korumasına olanak verdi.


Ulusal Kurtuluş Savaşı (1919-1923)

Osmanlı topraklarının Mondros Mütarekesi'nden sonra galip devletler tarafından paylaşılması karşısında Anadolu ve Trakya'da savunma cepheleri, direniş örgütleri kurulmaya başlandı. Türk halkı, bu direniş çabalarını tam bağımsızlık hareketine dönüştürmek zorundaydı ve bunu da ancak Mustafa Kemal'in önderliğinde gerçekleştirebilirdi. Mustafa Kemal'in 19 Mayıs 1919'da ordu müfettişi olarak Samsun'a ayak basmasıyla dört yıl sürecek Ulusal Kurtuluş Savaşı başlamış oldu. 22 Haziran 1919'da Amasya'da yayınlanan genelge, bir ulusal kurtuluş çağrısı ve bildirgesiydi. Onu Erzurum ve Sivas Kongreleri izledi. Türk halkı bu kongrelerle ulusal bağımsızlık konusundaki kararlılığını tüm dünyaya şöyle haykırdı: "Milli sınırlar içinde vatan toprakları bir bütündür, bölünemez. Manda ve himaye kabul edilemez."

İtilaf devletleri 16 Mart 1920'de İstanbul'u fiilen işgal ederek Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nı dağıttılar. Bazı mebuslar tutuklandı, tutuklanamayanlar Ankara'ya kaçarak Ulusal Kurtuluş Mücadelesi'ne katıldı. Mustafa Kemal, 19 Mart'ta yayınladığı genelge ile, Meclis-i Mebusan'ın kapatılmasının Osmanlı Devleti'nin 600 yıllık hayatına ve hakimiyetine son verdiğini, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 23 Nisan 1920'de Ankara'da toplanacağını ve o tarihten itibaren milleti temsil yetkisinin yalnız o meclise ait olacağını açıkladı.

TBMM, 23 Nisan 1920'de Ankara'da açıldı. Meclis Başkanlığı'na Mustafa Kemal seçildi. Ulusal Kurtuluş Mücadelesi artık millet adına bu meclis tarafından yürütülecekti. Meclis'in Mustafa Kemal'i Başkomutanlığa getirmesinden sonra, emperyalist devletlere karşı bütün cephelerde karşı saldırı ve savaş başlatıldı. İstanbul hükümeti ise, 12 Ağustos 1920'de Türkler aleyhine çok ağır koşullar içeren Sevr Antlaşması'nı imzalamıştı. Ankara ile İstanbul arasındaki son bağları da koparan bu antlaşmaya göre Türkler, Anadolu'nun küçük bir parçasına egemen olabilecekler, yabancı ülkelerin mali ve askeri denetimi altında bulunacaklardı.

Mustafa Kemal ve Ankara Hükümeti, Sevr Antlaşması'nı tarihe gömmek kararındaydı. Önce Doğu Anadolu'da bağımsız bir devlet kurmak isteyen Ermeniler'e karşı Kazım Karabekir'in kumandasında verilen mücadele başarıyla noktalandı ve Rusya ile 18 Kasım 1920'de Gümrü Antlaşması imzalandı. Bu, TBMM'nin taraf olduğu ilk uluslararası antlaşmaydı. Batı cephesinde, 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgal ederek Ege içlerine doğru yayılmaya başlayan Yunan kuvvetleri, I. ve II. İnönü savaşlarıyla (Ocak-Nisan 1921) durdurulduktan sonra Sakarya Savaşı'nda (Ağustos-Eylül 1921) ağır bir yenilgiye uğratıldı. Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması'yla (Ekim 1921) Fransızlar Adana ve çevresinden çekildiler. Bundan sonra ülkenin bütün güçleri ve kaynakları batı cephesinde gerçekleştirilecek büyük bir saldırı için harekete geçirildi. Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı'nda (Ağustos-Eylül 1922) Yunan güçleri bozguna uğratılarak İzmir kurtarıldı (9 Eylül 1922). Bu askeri başarı yeni Türk Devleti'nin kurulması sürecini daha da hızlandırdı. Ankara Hükümeti ile itilaf devletleri arasında Mudanya Mütarekesi (11 Ekim 1922) imzalandı ve barış antlaşmasının koşullarını görüşmek üzere bir süre sonra Lozan'da konferans düzenlenmesi kararlaştırıldı. Ancak itilaf devletlerinin bu konferansa İstanbul hükümetini de davet etmeleri saltanatın sonunu getirdi. TBMM, 1 Kasım 1922'de halifeliği saltanattan ayırmaya ve saltanatı kaldırmaya karar verdi. Son Osmanlı padişahı IV.Mehmed (Vahideddin) de 17 Kasım 1922'de bir İngiliz savaş gemisiyle gizlice İstanbul'u terk etti.


Mustafa Kemal Atatürk Sivas Kongresi sırasında Kongre Üyeleri ile birlikte


Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)---

Savaş cephelerde kazanılmış, sıra diplomatik savaşın kazanılmasına gelmişti. Ankara Hükümeti'nin tek temsilci olarak katıldığı Lozan görüşmeleri, 21 Kasım 1922'de başladı. Dışişleri Bakanı İsmet Paşa'nın (İnönü) başkanlık ettiği görüşmeler, özellikle kapitülasyonların geleceği konusundaki anlaşmazlık nedeniyle Şubat 1923'te kesintiye uğradı. İsmet Paşa'nın notası üzerine 23 Nisan 1923'te görüşmeler yeniden başladı. 143 madde, 17 ek sözleşme, protokol ve açıklamadan oluşan barış antlaşmasıyla Kurtuluş Savaşı noktalanıyor, TBMM hükümeti resmen tanınıyor, Türkiye'nin ulusal sınırları belirleniyor, kapitülasyonlar kaldırılıyor, Osmanlı borçları takside bağlanıyor, Türkiye'nin siyasal ve ekonomik bağımsızlığı ile birlikte egemenlik hakkı kabul ediliyordu. 24 Temmuz 1923'te İsviçre'nin Lozan kentinde imzalanan antlaşma, 23 Ağustos 1923'te TBMM tarafından onaylandı



SiTe KuRaLLaRı



08-07-2006 02:42:21 AM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 

Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  türkLerin iLk yurdu ve iLk türk devLeti e1b9r0u3 4 785 30-09-2007 16:22:31 PM
Son Mesaj: e1b9r0u3
  TÜrK HÜKÜmDARLIKLaR DÖNeMİ _caNNer_ 2 182 24-01-2007 22:37:25 PM
Son Mesaj: sssssubay
  iLk TüRk DeVLeTLeRi sssssubay 1 77 09-01-2007 11:20:34 AM
Son Mesaj: filozof_murad

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git: