10-03-2007, 01:55:58 AM
Yavuz Sultan Selim bir bayram günü bayram namazından sonra
saraydaki odasına gelir. Gayet güzel bir güne merhaba diyen dünyada
Yavuz odasında eşi ve oğlunu bulur.
Eşi oğluna (Süleyman) bir kaftan giydirmektedir.
Yavuz dayanamaz ve sorar :
Hatun ne yapıyorsun sen? Buncacık çocuğa giydirilecek şey mi bu?
Eşinden cevap gecikmez. Efendimiz, Süleyman ki tahtın varisidir. Bu
kafftanı giymek onun hakkıdır zira onun bunu giymesi Osmanlı'nın ne
kadar zengin ve güçlü olduğunun ispatı olacaktır.
Ancak yiğit Yavuz Sultan Selim bu cevabı duyunca iyice sinirlenir
ve "hatun ben bu çocuğa ülke hazinesini emanet edecegim ancak sen
ona ALTIN İŞLEMELİ kaftan giydirirsen bu çocuk bu ülkeyi ne hale
sokar?" der. ve o kaftanı çıkarttırır.
Yinelemek istediğim şey de şudur ki :
Osmanlı İmparatorluğunda olarak uygulanan bir gelenek vardır. Hangi
padişah o ana kadarki hazineyi en fazla doldurmuşsa o, Hazinenin
kapısına kendi mührünü vurdurtur. Gidip görenlerimiz bilecektir yada
merak edenler gidince görecektir ki Topkapı sarayının hazine kapısında
Yavuz Sultan Selimin mührü vardır.
Yavuz'un dogu seferleri sonucu getirdigi o büyük hazineyi uzun yıllar
Rodos'u, Kıbrısı kusatan Kanuni birde Viyana seferini o tarihe kadar
oluşturulan en büyük orduyla yapıp da başarısız olunca devlet hazinesi
tabir doğruysa boşalmıştır.