HeRSeYMeVCuT.CoM

Tam Versiyon: KendiLiqinDen Yanan İnsanLar..
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
İnsan hiçbir yerden alev almadan kendi kendine yanabilir mi?.. Binlerce olay sonrasında, tanıkların ifadeleri, hazırlanan raporlar, otopsi sonuçları bunu doğruluyor...



Yukarıda kendiliğinden yanma olayının meydana geldiği bir yer görülüyor. Vucudun büyük bir bölümü kül haline gelmiş. Geriye yalnızca bacakların alt kısmı, sol el ve kafatası parçaları kalmış. Yanma sırasında döşemede delik açılacak kadar yüksek sıcaklık meydana gelmiş. Bunun oldukça yüksek bir sıcaklık olması gerekiyor. Fakat hangi nedenle meydana geldiği bilinmiyor. Üstelik çevrede önemli bir hasar yaratmadığı, fotoğraftan da anlaşılıyor.
  
İnsan bedeninin kendiliğinden yanıp yanamayacağı yüzyıllardır açıklığa kavuşturulmuş değil... Bilim adamlarının bu konuda ağzını bıçak açmıyor. Ne olabilir, diyorlar, ne de olamaz(!)
Polis ise, ne zaman bir yanma olayına el atsa, ya kaza, ya cinayet, ya da intihar deyip işin içinden çıkıyor.Fakat bu konudaki tedirginlik ortadan kalkmıyor. Şu veya bu biçimde yanarak öldü dediklerimizin bir kısmı kendiliğinden yanmış olmasın?..
Ölümün böyle sevimsiz bir çeşidine yakalanmak istemeyenler ne yapmalı?..
Konuyu anlayabilmek için öncelikle, bazı kendiliğinden yanma olaylarını ele almak gerekiyor.

Sessizce yanan Kontes
Kontes Cornella Bandi 62 yaşında bir İtalyan soylusuydu. Verona'daki evinde sakin bir hayat yaşıyordu. 4 Nisan 1731 günü akşam yemeğinden sonra yatağına yattı. Hizmetçisiyle bir süre sohbet ettikten sonra uykuya daldı. Ertesi sabah Kontes'i uyandırmak için yatak odasına giren hizmetçi, korkunç bir manzarayla karşılaştı. Yatak odası yoğun bir dumanla kaplıydı. Duman kolay kolay dağılmıyordu... Pencere pervazından aşağıya yağlı, sarımtırak bir sıvı damlıyordu..

Her yer is ve kurum içindeydi. Havada küller uçuşuyor, odanın içindeki her şeyin üzerine yapışıyordu. Ağır bir koku, yandaki odalara bile sinmişti. Yatakta herhangi bir yanık izi yoktu. Yatak örtüsü açılmış ve Kontes yataktan çıkmıştı. Kontes, yataktan 1.5 m ötede, âdeta kül ve kömür haline gelmiş olarak yığılmıştı. Üzerindeki çoraplar da dahil, bacaklarına bir şey olmamıştı. Başı, bacaklarının arasında yerde duruyordu. Beyni, sırtının büyük bir bölümü ve çenesi tamamen yanarak kül olmuştu.

Üç parmağı kömürleşmişti. Vücudunun yanan bölümlerinden geriye bir avuç kül kalmıştı...
Veronalı din adamı Bianchini, Kontes'in ölümünü en ince ayrıntısına kadar rapor ettiği halde, yetkililer bir açıklama yapmadılar. Sonradan bu ölüm, kendiliğinden yanma olayları arasında, bilinen ilk örneklerden biri olarak kabul edildi.

Cinayet mi, kendiliğinden yanma mı?..
18. yüzyılda çok sayıda kendiliğinden yanma olayı vardı. Doktorlar konuya ilgisiz kalamıyorlardı. Özellikle adli tıbba birçok olay geliyordu. Sonuçta kendiliğinden yanma, daima reddediliyordu.
Uzun süre ileri sürülen reddediş gerekçelerinden biri, katillerin cinayetlerini gizlemek için, olaya kendiliğinden yanma süsü vermeleriydi.

Şimdi 1725 Fransa'sına bir uzanalım. Jean Millet adlı bir hancı, güzel bir hizmetçi kızla düşüp kalkıyordu. Bir sabah adamın yaşlı ve çirkin karısı yanmış halde bulununca, olay bir cinayet olarak yorumlandı. Kadının cesedi evdeki ocağın çok yakınında ve yerde duruyordu..
Vücudunun büyük bir bölümü yanmıştı. Ancak başının bir kısmı, gövdesinin ve iç organlarının bazı bölümleri kalmıştı. Cesedin bulunduğu döşemenin 45 cm genişliğindeki bir bölümü de yanmıştı. Ama çok yakınındaki un torbasında hiçbir yanma belirtisi yoktu. Olay, o sırada handa kalan Asistan Doktor Le Çat tarafından incelendi. Doktor bunun alelade bir yanma olmadığını belirtti. Fakat mahkeme, doktoru ciddiye almadı. Kadının çok içki içiyor olmasına büyük önem verdi. Sonunda olayı ayyaş bir kadının Tanrı' nın gazabıyla yanması olarak açıkladı...

Dr. Merille'in gözlemi
Birçok kendiliğinden yanma olayında tanıkların cahil ve dolayısyla gözlem yapamayacak kişiler oldukları ileri sürldü. Fakat bizim ele aldığımız olayların çoğu böyle değil...
Matmazel Tahaurs'un ölümü de yine bir doktor tarafından incelendi. Dr. Merille, Fransa'nın kuzeyinde küçük Caen kentinde görev yapıyordu.

3 Haziran 1782'de Matmazel Tahaurs'un ölüm nedeniyle ilgili olarak resmi görevliler tarafından çağrıldı. Kadın, 60'ın üzerindeydi. O gün 3 şişe şarap, bir şişe brandy içerek iyice kafayı bulmuştu. Merille hazırladığı rapora şunları yazdı:
"Vücut, başı ocağın önündeki demirlere doğru gelecek şekilde yerde uzanıyordu. Ateşten 45 cm uzaktaydı. Geriye kül yığınından başka bir şey kalmamıştı. Kemikler sıcaktan eriyerek eğilip bükülmüşlerdi. Sağ ayak, üst tarafı yanmış olduğu halde sapasağlam duruyordu. Sol ayağın ise büyük bir bölümü yanmış haldeydi. Hava soğuktu. Ama bu soğuğa rağmen, ocakta ancak birkaç yanık odun parçası görülüyordu. Onlar da ocağın ortasında küçük bir küme oluşturuyorlardı..."
Dr. Merille'in, Matmazel Tahaurs'un kemiklerinin erimiş olduğunu belirtmesi çok ilginçtir. Çünkü bir insanın kemiği ancak 1500 derecede eriyebilir. Bu kadar sıcaklık ocakta olamaz. Ya da diyelim ki, oldu ve kemikleri yakacak derecede odaya sıçradı. İşte o zaman odanın içindeki eşyaların bir anda tutuşması gerekirdi. Oysa Dr. Merille raporuna şunları da yazmıştı:
"Evdeki eşyaların hiçbiri zarar görmemişti. Kadının oturduğu sandalye, 30 cm ötesinde el sürülmemişçesine duruyordu. Görünüşe bakılırsa, yanma olayı yaklaşık yedi saat önce meydana gelmişti. Elbiselerin dışında çevrede hiçbir şey yanmamıştı..."

Tanrı'nın gazabı mı (?)
Kimileri de kendiliğinden yanma olaylarını Tanrı'nın verdiği bir ceza olarak görür. Bu konuda yazılmış kitaplardan birinde, yanarak ölenler için şöyle denmektedir:
"Onları Tanrı'nın gazabı yok ediyor. Tanrı' nın yakıcı nefesi kül haline getiriyor. Bundan korunmak mümkün değildir...''
Tanrı'nın insanları yakarak cezalandırabileceği korkusu eski çağlardan beri vardı. 18. ve 19. yüzyıllarda ise oldukça yayıldı. Kendiliğinden yanma olayları edebiyata kadar girdi.

Ünlü İngiliz yazar Charles Dickens konuyla ilgilenenlerden biriydi: "Kendiliğinden yanma olayları dikkatle incelenmelidir" demişti. Bu konuda araştırma yapan uzmanların bildiği gibi, pek çok olay hakkında bilgi de toplamıştı. 1853 yılında yayınladığı Kara Ev adlı kitabında kahramanı Krook'un ölümünü gerçek bir kendiliğinden yanma olayından esinlenerek yazmıştı  

Matmazel Wilhelmina Dewar olayı
Matmazel Wilhelmina Dewar, evde kalmış yaşlı bir kızdı. İngiltere'de Whitley Bay'da, Northhumberland kasabasında kız kardeşi Margareth'le birlikte yaşıyordu. Evleri iki katlıydı. 22 Mart 1908 günü Margareth bir akrabasını ziyarete gitmişti.
Gece geç vakit döndüğünde evde bir yanık kokusu duydu. Ablası Wilhelmina'ya seslendi, fakat cevap veren olmadı. Çok heyecanlandı. Koşarak ikinci kattaki yatak odasına çıktı.
Gördüğü manzara korkunçtu. Yatağın üzerinde ablasının yanmış cesedi duruyordu. Fakat ne yatakta ne de odanın bir başka yerinde yanık izi yoktu. Ablasının geceliği bile tamamıyla yanmamıştı...
Margareth şok geçirdi. Güçlükle komşularına koştu. Olay polise intikal etti.




Savcının Margareth'i zorlaması
Bir yandan polis, bir yandan da savcı, Margareth'i acımasızca sorguya çekmeye başladı. Başından geçenleri olduğu gibi anlattığı halde.savcı ona inanmıyordu. Matmazel NVilhelmina'nm bir cinayete kurban gittiğini düşünüyordu. Margareth gördüklerini tekrar tekrar anlattı. Heyecanlıydı ve sinirleri laçka olmuştu.
Olaya el koyan polislerden biri, Margareth'in olay gecesi sarhoş olduğunu ileri sürünce, savcının Margareth'e yaptığı baskı daha da arttı.
Wilhelmina ve Margareth öğretmenlikten emekliye ayrılmış iki kız kardeştiler. O zamana kadar saygıdeğer bir yaşam sürdürmüşlerdi. Onların kimseye düşmanlıkları olmadığı gibi. kimsenin de onlara düşmanlık beslemesini gerektiren bir olay olmamıştı. Wilhelmina yanmıştı, Margareth de ablasının ölümü ile bir şeyleri gizlemekle, yani açıkça yalancılıkla suçlanıyordu. Gazeteler her gün Margareth'den söz ediyorlardı. Onun yalancı bir ayyaş olduğunu yazıyorlardı. Arkadaşları ve komşuları ona sırt çevirmişler, onu mahkemede yalnız bırakmışlardı...
Savcı ise kendiliğinden yanmaya kesinlikle inanmıyordu. Matmazel Wilhelmina'nın bir kaza sonucu alt katta yandığını, ya da bilinmeyen bir cinayete kurban gittiğini sanıyordu.
Sonunda Margareth ifadesini değiştirdi. Ablasını yanmış halde alt katta bulduğunu ve onu yatağına taşıdığını kabullendi. Dosya kapatıldı. Mahkeme, gövdesi ve bacakları yanmış birinin neden ısrarla üst kata çıkarıldığı sorusunu sormadı. Neden yatakta ve odada hiçbir yanık izi bulunmadığı sorusuna da cevap aramadı...

Dr. Bentley olayı
Dr. J. Irving Bentley 93 yaşındaydı. Amerika' nın Pensilvanya eyaletinin Coudersport kentinde yaşayan emekli bir doktordu. Babadan kalma eski ahşap evinde oturuyordu.

Bir gün havagazı saatlerini okumaya gelen Don Gosnell adındaki memur. Dr. Bentley'in kapısını çaldı. Cevap alamayınca yaşlı adamı rahatsız etmek istemedi. Sayacı okumak için bodruma girdi. Bodrum'da Dr. Bentley'in yanmış cesediyle karşılaştı...
ellerine saglık
mrb yasemin abla nasılsın ben daha 14 yaşındayım senden bişey isteyebilirmiym burda sen çok iysin çok güzel katkılar yapıyorsun msn adresim *****.com abla benide arannıza alırmısınız ben de siz gibi olmak istiyorum kenidne iyi bak abla lütfen abla

tşkürLer ama msn aDresi vermek yasak.. daHa dikkatLi lütFen..
eDit CaRaMeL..

djhaliscan Yazan:
mrb yasemin abla nasılsın ben daha 14 yaşındayım senden bişey isteyebilirmiym burda sen çok iysin çok güzel katkılar yapıyorsun msn adresim *******abla benide arannıza alırmısınız ben de siz gibi olmak istiyorum kenidne iyi bak abla lütfen abla


arkadaşım msn adresi vermek yasak düzeltirmisin!

duymustum bu olayları daha once,cok enteresan ve tüyler ürpertici..Uzgun
ellerıne saglık..
paylaşım için saol sahidende ilginç
İnanması güç birşey!* Çok İlGinç
Herhangi bir hızlandırıcı olmadan insan vücudunun ki yaklaşık %80'i su olan birşeyin yanması komik geliyor bana. Bu haberleri nerden aldıysanız asrın asparagas haberini yapmışlar süper yalancılar bölümüne eklenmeli Dis
Sayfa: 1 2 3 4
Referans URL